2007 yılında Sinan Ayyıldız (Bağlama) ve Serdar Deli (Kaval) birlikteliğiyle kurulan Etni-Ka, hem geleneksel olmayı başarabilen hem de geleneksel müziği kendine özgü yorumlarıyla geleneksel olanı ileri taşımayı niyet ederek yola çıkmış bir birliktelik.
soL 19 Nisan 2008 tarihinde saat 18:30’da Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Ruhi Su Salonu’nda ilk kez konser verecek olan Etni-ka’yı, kurucuları olan Sinan Ayyıldız ve Serdar Deli’yle konuştuk.
Serdar Deli: Birbirimizi zaman içerisinde tanımaya başladığımızda aslında yapmak istediklerimizin örtüştüğünü gördük. İlk Sinan anlattı hayalindeki Etni-ka’yı. Sonra ben anlattım hayalimdeki Etni-ka’yı. Kısacası sıkıntılarımız ortaktı ve çözümlerimiz de ortak oldu. Böylece grup kafamızda bu şekilde oluşmuş oldu.
Müzik alanındaki yeni grupların, özellikle de sizin gibi ayağını halk kültürüne basan yeni grupların, her şeyden önce bir oluşum felsefesi arayışı gibi çok temel bir kaygıya sahip olmadan ortaya çıktıklarına sıklıkla tanık oluyoruz. Daha çok varolan geleneğin sürekli yeniden tüketilmesi gibi bir döngüyle karşı karşıyayız. Sizin böyle bir arayışınız oldu mu? Etni-ka’yı ne tür kaygılar üzerine kurdunuz?
Serdar Deli: Aslında tam da bahsettiğiniz bu nokta bizim çıkış noktamız oldu. Yani varolan müzik gruplarının bu türden eksiklerini gördük ve bizim hikayemiz de böylece başlamış oldu.
Sinan Ayyıldız: Aslında bizim başlangıç noktamız iki temel şeye dayanıyor. Birincisi bir kişinin sırf eseri sözleriyle okuduğu için diğer müzisyenlerden daha önemli olmasına tahammül edememeye başlamıştık. Bu anlayışa göre söz okuyan insan daha önde olmayı hak eder. Söz okumayan ise isterse dünyanın en iyi virtüözü olsun yeri daha geridedir.
Serdar Deli: “Solist saltanatı” diyorlar buna.
Sinan Ayyıldız: Evet… Biz her şeyden önce Etni-ka’yı, “solist saltanatı”nı yıkmak için kurduk. Bir enstrümantal müzik grubu kuralım dedik ve burada bizim sazlarımız solist olsun istedik. Kaval ve bağlama Anadolu’nun en önemli enstrümanları. Biz bu enstrümanları geleneksel yapısından kopartmadan fakat bilinen tınılarının dışında, daha farklı bir şekilde çalalım dedik. Örneğin Serdar kavalı çok farklı bir anlayışla, geniş aralıklı seslere çokça dokunarak atlamalı bir şekilde ve farklı bir dil tekniğiyle çalıyor. Ortaya çıkardığı şeyin icracıyı zorladığı ama tekniği de ileriye götürdüğü hissediliyor. Ben bağlamayı mızrapsız bir şekilde el ile çalmanın getirdiği zenginliğe ve geniş ufka inanarak çalıyorum. Grubun diğer üyeleri klasik gitar, bas gitar ve perküsyonla da birlikte bu anlayışın alt yapısını daha da güçlü kılmaya çalıştık. Bu birinci temel dayanağımızdı. İkincisi ise biz sadece Anadolu coğrafyasıyla kendimizi sınırlamamayı istedik. Çünkü sadece Anadolu değil dünya kardeşliğini temel alan bir yapımız olsun istedik. Dünya kardeşliğini hedefleyen Anadolu temelli bir ölçekle hareket etmeyi tercih ettik. Mesela bir Balkan ezgisini dinlediğimizde çok hoşumuza gidiyor. Sanki bizimmiş gibi sahiplenebiliyoruz. Bir Kafkas ezgisi mesela... Yıllarca Azeri ezgileri Kars ezgileriymiş gibi dinletildi. Yani dünya kardeşliğini temel aldığımız oranda müziğe “bizim” ve “bizim olmayan” türünde bakmaktan ve bir çok şeyi “bizdenmiş” gibi gösterme zorlamalarından kurtulmuş olduk. Bizim müziğimizi bu anlamda insanı temel alan ve ayrımcılığa karşı bir müzik olarak tarif edebiliriz.
Serdar Deli: Bir anlamda kültürel benzerlikleri ortaya çıkartmaya çalışıyoruz. Müzikal açıdan tabi ki diğer müziklerden farklı yanlarımızı ortaya koyuyoruz ama yaptığımız müzikle ayrılıklardan öte ortaklıkları ortaya koymaya çalışıyoruz. Bizi grup adına mutlu eden şeylerden bir tanesi de bu galiba.
Sinan Ayyıldız: Enstrümantal bir müzik yaptığımız ve söz kullanmadığımız için “evrensel” bir müzik yaptığımızı söyleyebiliriz.
Serdar Deli: Bana göre söz kullanmaya başladığınız andan itibaren anlatmak istediklerinizi kısıtlamaya başlamış oluyorsunuz. Çünkü dinleyiciler müzikal tınıların anlattığı şeylerden önce sözlerin ifadelerine odaklanmaya başlıyorlar. Bizim bu açıdan bir anlamda dinleyiciyi özgür bırakmış oluyoruz.
Gruba isim ararken tereddütleriniz oldu mu?
Serdar Deli: İçinden geçtiğimiz dönemde Türkiye’de “etnik” kelimesi baştan birçok kesimi iğreti edebiliyor. Ancak biz buraya baktığımızda bunu sadece halkların kazandıkları birer zenginlik olarak yorumluyoruz. Batıya orijin olarak Avrupa’yı seçersek, “etnik” kelimesi onlara göre Avrupa dışındaki kavimleri anlatır. Yani bir anlamda ilkelliği de anlatan bir kavramdır. Biz ise etnik kelimesinden ırkı değil farklı bir kültürü anlıyoruz, kültürlere baktığımızda da aralarındaki farklılıklardan önce birliktelikleri ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.
Geleneksel müzikle ilgilenmenin ve onu yeniden üretme iddiasının hep bıçak sırtı bir yanının olduğunu biliyoruz. Geleneksel müziği kendi anlayışıyla yeniden yorumlayan bir grup olarak Etni-ka geleneksel görülmeme ya da düzenlemeleri ve icra şekliyle hor görülmesi gibi bir tehlikeyle karşılaşır mı sizce?
Sinan Ayyıldız: Bizim müziğimiz her şeyden önce dar kalıplarla hareket eden muhafazakar yapıya karşı bir müzik. Çünkü biz birilerinin bizi kısıtlamasından, şunu yapma bunu yapma demesinden çok sıkıldık. Çünkü en başta Türkiye’de geleneksel olarak bilinen müziğin yüzde kaçının geleneksel olduğu araştırılmalı. Mesela şu anda kabul görmüş ve geleneksel olarak bilinen radyo üslubunun ne kadar gelenekseli yansıttığı tartışma konusudur. Bizim yaptığımız şeylerin sırf radyoya uymadığı için geleneksel olarak niye kabul görmediğini sorgulayarak, bunu tartışarak yola çıktık. Sorduğunuz sorunun ikinci yönüne değinecek olursam bizim kendimize özgü bir yorumlama anlayışımız var. Bu başlıkta modernizasyon, armonizasyon gibi bir çok kavram havada uçuşuyor. Her şeyden önce biz müziğe çok sesli ya da tek sesli olmak zorunda diye yaklaşmıyoruz. Bu ifadeyi nerede yakaladığınızla alakalıdır. Grubun düzenlemelerini ben yaptığım için şunu söyleyebilirim ki ben o ifadeyi çoğu kez, çok seslilikte buluyorum.
Serdar Deli: Biz biraz da “ezber bozmaya” çalışıyoruz.
Son olarak eklemek istedikleriniz?
Sinan Ayyıldız: Bu anlattıklarımız üzerine şunu ekleyebiliriz. Kendimize şöyle bir dönüp baktığımızda grup elemanlarının hepsi geçimini birilerine çalmaktan sağlayan insanlar. Müziği bir meslek edinmiş insanlar yani. Biz aslında kendimiz için de müzik yapmanın sırasının geldiğini düşünerek kurduk Etni-ka’yı.
Serdar Deli: Evet. Ben kendi adıma on beş sene önceki o amatör ruhuma yani bir şeyleri öğrenirken yaşadığım o heyecanı tekrar yaşayabilmek adına da katıldım gruba. Çalışmak için toplandığımızda, o stüdyoya girdiğimiz andan itibaren herkesin profesyonelliği gidiyor ve tamamen amatör bir ruhla hareket ediyoruz. Çünkü yeni şeyler yapıyoruz ve yaptığımız işe şaşırabiliyoruz.
O zaman konserde görüşmek dileğiyle… Teşekkür ederiz.