www.soL.org.tr
Kalkavan'ın 'masum' itirafları
30 Mayıs 2008, Cuma

Tuzla Komisyonu bu kez sektörün önde gelen patronlarından aynı zamanda DTO Yönetim Kurulu Başkanı olan Metin Kalkavan'ı dinledi. Kalkavan, patronları savunurken çeşitli itiraflarda bulundu. Limter-İş Sendikası ise sendikal hakların kullanılmasının engellendiği gerekçesi ile savcılığa suç duyurusu yaptı.

resim

HABER MERKEZİ TBMM’de "Gemi inşa sanayindeki iş güvenliği ve çalışma şartlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu (Tuzla Komisyonu) dün de çalışmalarına devam etti. Komisyon, Deniz Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, DTO Meclis Başkanı Erol Yücel ile DTO Yönetim Kurulu Başkanvekili Halim Mete'yi dinledi.

DTO yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan gemi inşa sanayinin önde gelen patronlarından biri olarak tanınırken, daha önce de tersanelerdeki işçi ölümlerine yönelik “hepimiz aynı gemideyiz” açıklaması ile dikkatleri üzerinde toplamıştı. Kalkavan, konuya ilişkin yaptığı çeşitli açıklamalarda, sektörün adının lekelenmemesi gerektiğini, kredi olanaklarının riske atıldığını savunuyor. İşçilere eğitim verilmesi durumunda iş kazalarının önlenebileceğini iddia eden Kalkavan, Meclis Komisyonu’nda da bildik sözlerini tekrarladı.

Hazırlıksız yakalanmışlar…
Kalkavan, gemi sanayindeki gelişmeyle birlikte Türkiye'nin dünya ticaret pastasından önemli oranda pay almaya başladığını dile getirerek, Türkiye'nin, yerli deniz filosundan 2 kat daha fazla gemi siparişi alan ender ülkelerden biri haline geldiği üzerinde durdu. Tuzla tersanelerindeki iş hacminin yeni siparişlerle birlikte arttığına dikkat çeken Kalkavan, bu gelişmeleri aslında öngöremedikleri “itiraf etti”. Kalkavan, Tuzla tersanelerinde 20 milyon DWT'un üzerinde gemi siparişi alındığını, söylerken, bugün yaşanan kazaların temelinde, hazırlıksız yakalanma ve altyapıyı kuramama sorunun yattığını ileri sürdü. Kalkavan, çok uzun zamandır “tersane sektörü iş güvenliği hadisesinden habersizdi” şeklinde konuşarak, tersanecilerin ölümlere izin vermeyeceğini savundu.

Kalkavan Tuzla’yı medyadan öğrenmiş
Hazırlıksız yakalandık diyerek günah çıkartmaya çalışan Kalkavan, Komisyon’a kalifiye eleman çalıştırmama nedenini, sektördeki canlanma ile açıklarken, işlerin yoğunlaşılması ile kalifiye eleman çalıştırmadıklarını söyledi. Kalkavan Tuzla’ya Güneydoğu’dan göç yolu ile gelen işçilerin çalıştığını ise medyadan öğrendiklerini ileri sürdü.

Tersaneciler zihniyetlerini değiştirecekmiş

Tersanecilerin iş emniyeti ve işçi sağlığını uzun zaman üretimin bir parçası olarak görmediğini, bunu belli bir zaman angarya olarak görüp yola devam ettiğini de itiraf eden Kalkavan, tersaneciler olarak bugün geldiğimiz noktada zihniyetimizi değiştireceğiz, diyerek Komisyonu ikna etmeye çalıştı.

Komisyona ağlayarak aklanmaya çalışmak
DTO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, “bilmiyorduk” , “geç fark ettik”,”sonradan öğrendik” gibi ifadelerle Komisyon’u ikna etmeye çalışırken, işçi ölümlerine ilişkin duygu sömürüsü yaptı. Kalkavan okullarda patron çocuklarına ''Baban bugün tersanede kaç işçiyi öldürecek'' diye sorular gelmeye başladığını, bunların hiç hoş şeyler olmadığını belirterek, ''Biz ne ölüm taciriyiz, ne de Tuzla ölüm tarlasıdır. Bu yakıştırmaları hak etmiyoruz'' dedi.

Kredi için ağlıyorlar

Kimsenin suçlanarak sorunların çözülemeyeceğine dikkati çeken Kalkavan, büyüyen bu sektörü öldürmeyin, yurtdışındaki kredi kaybımızı karşılayın çağrısında bulundu.

“Aynı gemideyiz” sözlerini burada da tekrarlayan Kalkavan, amatör ruhlarının yara aldığını ileri sürdü. Tüm tersanelerin suçlu olmadığına dikkat çeken Kalkavan, iyi ile kötüyü birbirinden ayırmak gerekir dedi.

Türkiye'de şu geçerliymiş; iş adamı 'iyi' demeyecek, yatırımcı 'iyi' demeyecek, devamlı ağlayacak ki üzerine gelinmesin, diyen Kalkavan, gemi inşa eden tersanelerin çuvalla para kazandığı zannedildiğini oysa ki 3-4 sene öncesine kadar devamlı alana para yatırdıklarını ve zor günler geçirdiklerini açıkladı.

AKP’ye dayanmak

İşçilerin kaldıkları yerlerle ilgili kendilerinden çözüm beklenmesini eleştiren Kalkavan, işçiler için barınma yerlerini TOKİ'nin yapabileceğini, kendilerinin lojmanlı sistemle çalışmadıklarını bildirdi. Böylelikle Kalkavan açıklaması ile TOKİ müteahhitlerine yeni yatırım alanları için çağrı yapmış da oldu.

Taşeronluk kaldırılamaz…
Kalkavan, tersaneciler için alt yüklenicilerin (taşeron), ''olmazsa olmazlar'' arasında bulunduğunu da belirterek, alt yüklenicilerin disipline edilebileceğini, ancak kaldırılması durumunda tersaneciliğin yaşayamayacağını savundu.

Limter-İş’ten suçduyurusu

Komisyon sektörün temsilcilerinin görüşlerini dinlemeye devam ederken, DİSK'e bağlı Liman Tersane Gemi Yapım ve Onarım İşçileri Sendikası (Limter-İş) üyeleri dün, ''sendikal haklarının kullanılmasının engellendiğini'' öne sürerek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundular. Sultanahmet'teki İstanbul Adliyesi önünde gelerek, tersanelerdeki iş kazaları ve işçi ölümlerine ilişkin dövizler açan gruptakiler, burada bir basın açıklaması yaptı. Tersanelerde işçi ölümlerine tepki gösterilen açıklamada, ''işçilerin sendikal haklarını kullanmasının engellendiği ve Limter-İş üyelerinin hedef gösterildiği'' savunuldu.

Gruptakiler, daha sonra avukatları aracılığıyla, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR), Dok Gemi-İş Sendikası Başkanı Necip Nalbantoğlu, Desan Tersanesi yetkilisi Cengiz Kaptanoğlu ve Selah Tersanesi yetkilisi Erkan Selah hakkında hazırladıkları suç duyurusu dilekçesini Cumhuriyet Savcılığına verdiler.
Dilekçede, sorumluların tamamının ''sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi'' ve ''hakaret'' suçlarından, ayrıca Kaptanoğlu ve Selah'ın ''ihmal sonucu işçilerin ölümüne neden oldukları'' gerekçesiyle cezalandırılması istendi.

Kredi vermiyorlar yalanı…
Tersane patronlarına destek veren medya kuruluşları, tersane patronlarının görüşlerine ek olarak, son günlerde tersanelerin güvenirliği ve kredi koşullarına ilişkin yaptıkları haberlerle öne çıkıyor. Patronların sesini medyaya taşıyan Referans gazetesinde dün yayınlanan bir röportajda, sektörün parlak günlerinin tehlike altında olduğu ileri sürüldü. Armatör Eşref Cerrahoğlu ile yapılan röportajda, sorunların kökeninde plansız büyüme ve plansız sipariş almanın yattığı vurgulandı. Bununla birlikte patronların da savundukları gibi, tersane kapatmanın çözüm olmayacağını söyleyen Cerrahoğlu, bunun gerekçesini ise bankaların sektöre verdiği kredileri kesmesi olarak gösterdi. Cerrahoğlu’nun açıklamalarında, tersane patronlarının bir araya gelerek önlemeleri tartışması gerektiğine dair açıklaması da dikkat çekti.

Bankaların sektöre kredi vermeyeceği açıklamalarının aksine önceki gün Türk Eximbank Genel Müdürü Ahmet Kılıçoğlu, Hazine tarafından Dünya Bankası'ndan sağlanan toplam 600 milyon dolarlık Dördüncü İhracat Finansmanı Aracılık Projesi kredisinin 300 milyon dolarlık bölümünün Türk Eximbank tarafından kullandırılacağını açıklamıştı. Buna göre Türk Eximbank tarafından kullandırılacak kredinin, ilk aşamada gemi inşa ve makine imalat sektörlerinde faaliyet gösteren imalatçı, imalatçı-ihracatçı firmaların işletme sermayesi ve sabit sermaye yatırımlarının finansmanı amacıyla tahsis edilmesinin planlanıyor.

Bu gelişmeler devletin gemicilik sektörüne desteğini sunmaya devam ettiğinin göstergesi olurken, patronların daha fazla teşvik için hükümete sektörün rekabet gücünü gerekçe göstererek basınç uyguladığı görülüyor.

yazici   mail