www.soL.org.tr
‘TKP halkın umutsuzluğunu yenecek’
5 Temmuz 2007, Perşembe

TKP Genel sekreteri ve Samsun milletvekili adayı Kemal Okuyan, seçim çalışmaları kapsamında Trabzon’daydı. Düzenlenen basın toplantısında soruları yanıtlayan Okuyan, Karadeniz bölgesinde halkın mevcut toplumsal sorunlar konusunda bilinçli olduğunu söyledi.

resim

soL Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Samsun milletvekili adayı Kemal Okuyan, TKP Trabzon il örgüt binasında yapılan basın toplantısında Samsun'dan Artvin'e kadar parti seçim çalışmaları hakkında bilgiler verdi ve basının sorularını yanıtladı.

Ülke ve seçim gündemini halkın gündemiyle karşılaştırarak değerlendirmelerde bulunan Okuyan, hiçbir dönem bu kadar umutsuzluk ve çaresizlikle karşılaşmadığını dile getirdi. Ülkenin değişik yerlerinde edindiği izlenimin Karadeniz'den farklı olmadığını söyleyen Okuyan, tarımsal anlamda zengin sayılabilecek Ege bölgesinde bile bir yıkım ve yoksullaşma yaşandığını vurguladı.

Karadeniz bölgesindeki izlenimleri hakkında konuşan Kemal Okuyan, "Karadeniz'de toplumun hiçbir kesimi halinden memnun değil. İnsanların dayanma sınırlarının ötesine geçen yoksulluk ve çaresizlik her tarafı sarmış durumda. Karadeniz'de gittiğimiz her bölgede halk sorunların nereden kaynaklandığının, tarımın AB tarafından nasıl yıkıma uğratıldığının, kimlerin cebinin dolduğunun farkında, çok ciddi bir bilince sahip" dedi.

Düzen partileri umutsuzluktan yararlanıyor
Kemal Okuyan konuşması sırasında düzen partilerinin tavrını da eleştirerek, her şeyi bilen ve gören halkın umutlarının kırılmış olmasının düzen partilerinin işine geldiğini söyledi. Okuyan, bir toplumun geleceğe bakarak yaşadığına değinerek Türkiye'de halkın artık "bizden bir şey olmaz'"noktasına getirildiğine dikkat çekti.

Bu anlamda TKP' nin, halkın çaresizliğini ve umutsuzluğunu ortadan kaldırmaya yardımcı olmak ve halkı ikna etmek gibi bir görev üstlendiğini söyleyen Okuyan "halkın sorunlarını kavraması mümkün olmayan bu zenginleşmiş insanlar, halkın içinde bulunduğu umutsuzluk ve çaresizliğinden yararlanıyorlar. Tek bir meselemiz var, halkı umutsuzluktan çıkarmak ve bazı şeylerin değişebileceğine ikna etmek. Umudunu yitiren bir halk hiçbir şeydir ve boyun eğmeye mahkumdur" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kemal Okuyan üç yerel televizyon, TRT ve altı gazetenin izlediği basın toplantısında kendisine yöneltilen soruları ise şöyle yanıtladı:

"Komünizm öldü bitti" denilen bir 20-30 yıllık tarihsel dönemin devamında bu ısrar ve inat neden?
Komünizm dağıldıktan sonra insanlık hiçbir zaman huzura kavuşmadı. Dünyada huzur ve barış kalmadı. İnsanların mevcut olanı değiştirmeye çalışacağı bir gerçek. Son gelişmeler de gösteriyor ki dünyada sosyalist düzen arayışı dışında bir gerçek alternatif yok. 15 yıl önceki moral bozukluğunu komünist partiler üzerinden attı. Haksızlıklar, adaletsizlikler sürdüğü müddetçe komünist partiler de mevcut olacaktır.

TKP ismine karşı ülke genelindekine benzer bir antipati Trabzon'da da bir şekilde mevcut. Din ve terör konusunda kanıksanmış bir takım önyargı ve inanışlardan bahsedebiliriz. ‘Dinsiz, imansız, terörist' gibi örneğin... Devletin tehdit algılamasının bölücü terör ve irtica olarak iki ana başlıkta toplandığını, dışa bağımlılık ve irticaya karşı Cumhuriyetin savunulmasının başa geçtiği mitinglerin gerçekleştiği dönemi de hesaba katarsak, partinizin bu konudaki tavrı nedir?
Biz insanların dini inançlarıyla ilgili olan bir parti değiliz. Türkiye'de din siyasi bir araç olarak kullanıldı. En fazla da solculara karşı "din düşmanı" suçlamasıyla kullanıldı. "Komünistler camileri yakıyor" deyip katliamlar gerçekleştirenler bugün Irak'daki camileri bombalayan ABD'yi destekliyorlar. Türkiye'de din kullanılarak ülke karıştırılmak ve geriye götürülmek istendi. Din adına Türkiye'deki haksızlıklar, adaletsizlikler sürsün deniyorsa ona itirazımız var. Bugün siyasette dini kullanan partiler yüksek oy alıyor. Aynı zamanda toplumsal çürüme ve ahlaksızlık yaygın şekilde yaşanıyor. Türkiye gerçekten gericileşme tehditi altındadır. Sorun topluma din adına şekil vermek için ortaya çıkanlarda. Buna "laiklik elden gidiyor" diye karşı çıkanları da samimi bulmuyorum. ABD, AB'yle bağımlılık ilişkileri, yoksullaşma ve işsizlik, NATO'ya tâbiyet konuşulmuyor da laiklik-gericilik kavgası denerek aldatıcı bir taraflaşma yaratılmaya çalışılıyor. Bunu, gericiliğin ülkemiz için ciddi bir tehdit olduğunu kabul ederek söylüyorum.

TKP' nin seçim çalışmalarından kısaca bahsedebilir misiniz? Seçim stratejiniz ve politik hedefleriniz bakımından sizin diğer partilerden farklılaştığınız noktalar var mı? Varsa bunların siyasi çalışmalarınıza yansımaları nelerdir?
Biz her şeyimizle farklı bir partiyiz. Bugün mecliste 4 işçi var ki birisi işçi diyemeyeceğimiz sendika ağalığından meclise terfi etmiş Bayram Meral. Meclisin çoğunluğu işadamı, işkadını, müteahhit, tüccar... TKP 208 tane işçi aday gösterdi. "İşçiden milletvekili olur mu?" diye soruluyor. İşçilerin, emekçilerin sorunlarını zenginler ve onların sözcüleri mi çözecek? "Benim sorunumu zenginler çözsün" diyebilir mi halk? Farkımız buradan kaynaklanıyor. "Emekçilere kendi sorunlarınızı siyasete ağırlığınızı koyarak siz çözebilirsiniz" diyoruz. Bizim şöyle bir avantajımız var, bu düzenle hiçbir çıkar ilişkimiz yok. Bu ülkenin sorunlarına çok sade çözümler getiriyoruz. Dış borç 208 milyar dolara ulaşmış, "dış borçları ödemeyeceğiz" dediğimizde "nasıl olur? imkansız!" şeklinde karşı çıkışlar oluyor. Bugüne kadar aldığımızdan fazlasını dış borç faizi olarak ödemişiz. Bizim bu ülkeyi borçlandırıp kaynaklarını emenlerle bir göbek bağımız yok ki. Birçok ülke aynı şekilde tavır aldı. Bu ülkenin nesi eksik? ABD'yi zengin eden ülkelerden bir tanesi Türkiye. ABD'ye karşı duramaz mıyız? Süper güç denen Amerika'ya bu ülkenin yüzde 90'ı karşı, Irak'ta bile bu orana ulaşılamadı. ABD'den nefret eden bir halk Amerika'ya kafa tutulabileceğine inancını yitirdi. TKP'nin farkı bu, cesaretimizin üzerini örten çıkar ilişkilerimiz yok.

Partiniz çağrısıyla oluşan Yurtsever Cephe'li öğrenciler ‘Trabzon ABD üssü olmayacak' diye bir imza çalışması başlattı. Seçim rüzgarının etrafı sardığı şu zamanda biraz delilik değil mi ABD'yle Trabzon'da uğraşmak? Nedir amaçladığınız?
Karadeniz'de biraz deli olmak lazım! Biz hiç kimseden korkmamayı ilke edinmiş bir partiyiz. ABD karşısında 70 milyonluk güçlü bir ülkeyiz. Ayrıca Trabzon uluslararası planda dikkatleri üzerine toplayan bir şehir. Bundan yedi yıl önce yayınlarımızda yer verdiğimiz NATO belgelerinde Trabzon Karadeniz'deki stratejik noktaların başında gösterilmekteydi. Bu stratejik noktayı tutmak zorundalar. Trabzon'da deniz üssü istediler. Her geçen gün Trabzon'un bölgesel operasyonlar için kullanılmasına adım adım yaklaşıyoruz. Trabzon'da yaratılan tansiyonla bunun üzeri örtüldü ve gelecek tepkilerin önü alındı. İnsanlar bu meseleleri dile getirmekten korkar hale geldi.

TKP emekçilerin, işçilerin partisi olma iddiasında. Oysa işçilerin Trabzon nüfusuna oranı ihmal edilebilecek düzeyde. Trabzon'da bu durum TKP için bir handikap yaratmıyor mu?
İşçilerin en önemli parçası işsizler. Türkiye'de işçi sayısı az ve azalıyor. Sanayi tasfiye ediliyor. Fabrika kapatan bir ülkeyiz. İzmir'de de emekçilerin büyük kısmı işsiz. Bizim önceliğimiz işçisiyle, işsiziyle , emekçisiyle toplumu harekete geçirmek. Ayrıca bu ülkede 22 milyon genç insan var. Öğrenci, işçi, işsiz. Bu muazzam bir rakam. Aydınlar, sanatçılar da aynı şekilde hitap alanımız içerisinde. Emekçi halkı sömürenler dışında herkesi temsil etme iddiasındayız.

Kuzey Irak'a operasyon gündemi Türkiye'nin nabzı gibi atıyor. Partinizin operasyon tartışmalarına bakışı nedir?
Kan, şiddet ve intikamla hiçbir sorunun çözüleceğine inanmıyoruz. Irak'ın bölünmesine, Kürt veya Şii herhangi bir işgal ürünü kukla devlete karşıyız. NATO kontrolündeki ordunun Kuzey Irak'a operasyonu bugünkü koşullarda ancak ABD'yle anlaşılarak yapılabilir. Bu da ülkedeki gerilimi arttıracaktır. ABD'nin de eli güçlenecektir. Keza ABD Türkiye'den direnişin en yoğun olduğu Sünni bölgesinde görevlendirilmek üzere polis gücü istemektedir. Eğer Türkiye sınırlı bir operasyon için masaya oturursa bunun bedelini hep beraber öderiz. Bu sorunu biz kendimiz çözmeliyiz. Kurtuluş Savaşı'nı birlikte veren Kürt ve Türk halkı sorunun çözümünde taraf olmalıdır. Son olarak söylemek istediğim, Türkiye bugün uçurumun eşiğindedir. Atılacak bir bomba ülkeyi karıştırıp bir kardeş kavgasına neden olabilir ki yurtdışında yayınlanan bazı yayınlarda ülke içi sivil halkı ve barışı koruma gerekçesiyle tampon bölge oluşturulmasından söz edilebilmektedir. Bunun da kimin işine yarayacağı açık olsa gerek.

yazici   mail