www.soL.org.tr
Türkiye IMF-NATO-AB ile bağlarını atarak suç ortaklığından kurtulabilir
19 Temmuz 2007, Perşembe

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Türkiye'nin ABD ile Afganistan'da suç ortaklığının yeni olmadığını yıllar önce de Sovyetler Birliği'ne karşı yürütülen kampanyaların da önemli halkalardan biri olduğunu söylüyor.

soL Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Türkiye'nin Afganistan'da asker bulundurması ve son saldırı hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

Afganistan'da NATO bünyesinde asker bulundurmak Türkiye'deki düzen partilerinin ve güçlerinin görüş birliğinde oldukları ender noktalardan biri. Sermaye düzeni NATO işgaline destek vermekten ne bekliyor?
Sermaye sınıfımızın ve devletin kutsal kitabında ABD nezdinde önemini korumak yazıyor. Bu nedenle Türkiye nerede bir NATO operasyonu varsa oraya atlıyor. Ve bunu büyük bir rahatlıkla yapıyor çünkü Türkiye'de NATO'nun Birleşmiş Milletler'e eşdeğer bir meşruiyete sahip olduğu düşüncesi bir kez yerleştirilmiş durumda. ABD-Türkiye ilişkilerinin bazı sorunlara karşın en derinden ve kapsamlı bir biçimde giden boyutu NATO olsa gerek. Türkiye NATO'nun genişleme sürecinde emperyalist ülkelere muazzam bir hizmette bulundu. Buna ek olarak bir de işin Türkiye burjuvazisi ile ilgili boyutu var. Başta inşaat sektörü, Türkiye'nin "kirli" sermayesi, Afganistan pastasından kendi çapında bir şeyler koparmış durumda. Türk askeri ABD işgalinin yanı sıra, bu dilimin de bekçiliğini yapıyor.

Türk askerinin Afganistan'da sıcak çatışmalara katılmaması "güvenli bölgede" kalması Ankara ve Brüksel arasında anlaşmazlık yaratmış, ABD'nin tüm ısrarlarına karşın Türkiye sıcak çatışmalarda yer almayı kabul etmemişti. Amaç pazarlık mı, halktan mı korkuyorlar?
Halktan korku elbette var. Afganistan'dan ölüm haberleri gelmeye başlaması Türkiye'de birilerinin hesabını fena halde bozar. Ancak Türkiye'nin çatışma bölgelerinden uzak kalmayı tercih etmesi, daha çok ABD ile yürütülen pazarlıklarla ilgili. ABD yönetimi de, Türkiye de bölgesel dengeler üzerinde yürütülen pazarlıkların asıl evresine girilmediğini biliyorlar. Bu evreye ABD'nin Irak'tan çekilmeye başlamasıyla ya da İran'a dönük bir askeri operasyonla girilebilir. Hazırlıklar buna göre yapılıyor ve bütün bunlar bir paket. Türkiye'nin ABD'ye Afganistan konusunda yardım etmesi kadar NATO'nun Karadeniz'deki varlığı da, Trabzon limanı da bu paketin içinde. TSK'ya bağlı askeri birliklerin Afganistan'daki sıcak çatışmaların dışında kalmasının bir diğer nedeni ise, Afganistan'da işgale karşı direnen silahlı güçlerin bugünkü misyonları değişmediği sürece Türk askerlerine dönük herhangi bir saldırıda bulunmayacaklarını çeşitli vesilelerle dile getirmiş olmaları. Nitekim Türkiye, Afganistan'da güç bulunduran ülkeler içerisinde asker kaybı açısından hiç sorun yaşamayan neredeyse tek ülke durumunda. Direnişçi örgütlerin bölgedeki en önemli kara gücünü çatışmaların dışında tutmak için zımnen ilan ettiği bu "karar"ı Türkiye'nin önemsediği anlaşılıyor.

Seçimlere katılan partilerden pek azı Türkiye'nin Afganistan'daki askeri varlığına karşı. TKP bunlardan biri. TKP Türkiye'nin Afganistan'daki işgal ortaklığına son verebilir mi?
Türkiye'nin Afganistan'daki suç ortaklığı yeni değil. Yıllar önce ABD tarafından Sovyetler Birliği'ne karşı sürdürülen kampanyaların önemli halkalarından birisiydi Afganistan. Uyuşturucu parasıyla semirtilen, CIA tarafından eğitilen karşı-devrimci örgütlere açık destek veren Türkiye'nin dış politikası Vaşington-Brüksel hattında belirlendiği sürece, halkımızın başı dertten kurtulmayacak. Bu hattın Türkiye üzerindeki egemenliği sona erdirilmek zorundadır. Bu da zor değildir. Gücünü emekçi halktan alan bir siyasi iktidar kısa sürede IMF-NATO-AB üçlüsünün Türkiye ayağını kıracaktır. Ondan sonra Türkiye'nin silahlı güçleri emperyalistlerle işbirliği yapmak yerine, halkın ve ülkenin çıkarlarını emperyalistlere karşı koruyan bir biçimde yeniden yapılandırılacaktır.

yazici   mail