www.soL.org.tr
Sosyalist Demokrasi'den şeriata 'özgürlük'
20 Mart 2008, Perşembe

SDP Öğrenci Gençliği ve Özgür-Der İstanbul Üniversitesi önünde bir basın açıklaması yaparak türban yasağını protesto ettiler. Kendini solda tanımlayan bir örgüt ile şeriatçı bir örgütün ilk kez bu kadar açık biçimde yan yana geldiği eylemde "Başörtüsü Allah'ın Emri, özgürlüğün simgesidir" gibi dövizler taşındı.

resim

soL Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Öğrenci Gençliği ve Özgür-Der Öğrenci Gençliği dün İstanbul Üniversitesi önünde “Herkes için adalet; başörtüsüne özgürlük” başlıklı ortak bir basın açıklaması yaparak türban yasağını protesto ettiler. Basın açıklamasına ayrıca Anadolu Gençlik Derneği de destek verdi.

Eylem, türban tartışması başladığından bu yana ilk defa kendini solda tanımlayan bir örgüt ile şeriat yanlısı bir örgütün bir araya gelmesine sahne oldu.

Akademisyenler çeteci, solcular vicdansız
Ortak basın açıklaması okunmadan önce, Özgür-Der temsilcisi Zehra Ergül Kaya ve SDP Öğrenci Gençliği temsilcisi Ozan Kaya tarafından birer konuşma yapıldı.

Özgür-Der temsilcisi Zehra Ergül Kaya, yaptığı konuşmada, başörtüsünün Allah'ın emri olduğunu ve başörtüsü takan öğrencilerin kimliklerinin teslim alınamayacağını savundu. Başörtüsüne karşı olanları “yasakçı zorbalar” olarak niteleyen Kaya, akademisyenlerin ise çeteci oluşumların yanında yer aldıklarını söyledi.

Zehra Ergül Kaya’nın ardından SDP Öğrenci Gençliği adına bir konuşma yapan Ozan Kaya ise, üniversitede başörtüsü takılmasına karşı olan solcuların vicdan muhasebesi yapmaları gerektiğini iddia etti. Başörtüsü yasağının “militarist güçler” tarafından uygulandığını söyleyen Kaya, başörtüsü yasağına karşı çıkmamanın darbecilerle aynı safta yer almak olduğunu iddia etti.

Basın açıklamasında her şey var, bir AKP yok
Yapılan ortak basın açıklamasında üniversitedeki türban yasağı konusunda “Oligarşi düzeni; yargısından askerine, sermayedarlarından medyasına, darbeci gençliğin örgütlendiği ‘sivil’ görünümlü derneklerden akademisyen kimlikli üniversite bürokrasisine kadar halk düşmanı olduklarını bir kez daha göstermişlerdir” ifadesine yer verildi. Cumhurbaşkanlığını, Başbakanlığı ve Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran AKP iktidarı ise, Türkiye’nin egemenleri arasında sayılmadı.

Ayrıca “oligarşi”nin “sınırları da aşarak ülkenin gençlerini bölgedeki kirli savaşta birbirlerine kırdırdığı” ifade edilen bildiride, TSK’ya sınırötesi operasyon yapma yetkisini açıkça AKP’nin verdiğinden de bahsedilmedi.

Bunun yanında, “İttihat Terakki’den Tek Parti Yönetimi’ne, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a, 12 Eylül’den 28 Şubat’a; Susurluk’tan Şemdinli’ye, Atabeylerden Ergenekon’a darbecilerin gölgesinde örgütlenenler”in halk düşmanı olduğu ifade edilerek, Osmanlı saltanatının yıkılışı ve Cumhuriyetin kurulması ile faşist, Türk-İslam sentezci 12 Eylül darbesi ve onun uzantısı olan tüm kontrgerilla faaliyetleri aynı kefeye kondu.

Basın açıklamasında bahsedilmeyen bir diğer şey ise ABD emperyalizmiydi. Basın açıklamasını yapanlar, İsrail’in baş destekçisi, Ortadoğu halklarının katili ABD’yi tek bir şekilde hatırlamayı tercih etmişlerdi: ABD’de her çocuğa ezberletilen “Vatandaşın devlete bağlılık yemini”nin son satırı olan “herkes için adalet” sözünü açıklamanın başlığına koyarak. 

yazici   mail