Sinema yapma hayallerinden çekim ezberlerine...
Oğuz Ayaz Belki çocukken, belki lisede izlediğiniz bir filmin etkisi ile sinemacı olmaya karar vermiş; bu uğurda emek harcayarak ülkenin önemli yahut önemsiz üniversitelerinden birisinde sinema eğitimi almış; diplomanız ile sinema sektörünün kalbi olan İstanbul’a gelmiş; iş bulabilmek için önce tanıyıp, seyredip takdirle takip ettiğiniz sinemacılarınızın kapısını aşındırmış; ardından televizyon dünyasının büyük yapımcılarının ekip listelerine girebilmek için çabalamış ve en sonunda bir televizyon dizisine kapağı atmışsanız; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak demektir…
Genellikle bir televizyon dizisinde stajyer yönetmen asistanı olarak başlanılır bu işlere. Koşuşturmaca, günün geceye karışması alışılmadık şeylerdir sizin için… Ancak bu meslek seviliyordur ve nihayetinde şehrin en güzel semtlerinde gezinme imkânı, meşhur oyuncularla birlikte çay içebilme olanağı yakalamışsınızdır ve birçok şeyi katlanılabilir kılmaktadır bu durum.
Sadece, hayatınızda değişen ufak tefek bir şeyler olmuştur; örneğin, aylardır film izleyemediğinizi fark edebilirsiniz ansızın, sinemacı olmanın bedellerinden birisidir belki, sinemadan bu denli uzaklaşmış olmak. Ardından ürettiğinizin şeyin, yani koltuğunuzun altında taşıdığınız senaryonun hiçbir şekilde izlemek istemeyeceğiniz ve paylaşmaktan keyif almadığınız bir şey olduğunu fark edersiniz. En kötüsü bu uzun çalışma saatlerinde ve araya sıkıştırılan birkaç saatlik uyuma anlarında, sinemaya ve kendinize dair, yani geleceğinize dair kurduğunuz tasavvurun sizden gittikçe uzaklaştığını görmenizdir ki, bu durumu fark etmeniz biraz zaman alacaktır. Artık sinemanın bir rüya olduğu dönemlerden kalma utkularınız ve tutkularınız, nerede olduğu bilinmeyen bir defterin arasında kalmıştır. Arada sırada sizinle aynı kaderi paylaşan meslektaşlarınız ile dertleşmek için bir fırsat yaratılırsa gün yüzüne çıkan bu projeler, artık geride kalmıştır. Para kazanma çabasının hayatınızı esir alması ile birlikte, büyük yönetmen olma düşleriniz, bir dizinin reji grubu içerisinde nasıl yükselebileceğinizi düşünme haline evrimleşmiştir.
Setlerde var olan iş sürecinin bir diğer önemli parçası da, kendinizi bir kolektif üretim mekanizmasının içerisinde bulamayışınızdır. Hep destur edindiğiniz “sinemanın kolektif bir üretim” olarak tanımlanması, öyle görünüyor ki çok eskilerde kalmıştır. Çok kısa sürede yetiştirilmesi gereken çok yoğun iş, artık herkesi mekanikleştirmiştir, setlerde üretmek son derece mekanik ve düşünce gücünün dışarıya itildiği bir hal almıştır. Artık kameranın konulacağı, ışığın dikileceği, hangi dekorun nerede ve nasıl kullanılacağı ezberlenmiştir ve bir ekip olarak size düşen şey bu ezberin mümkün olduğu kadar hızlı gerçekleşmesini sağlamaktır.
Giderek teknikleşen bu süreç, yönetmeni görevini yapması gereken bir adama, güzelim İstanbul semtlerini ışık kaybolmadan yakalanılması gereken bir süse, sinemacı düşlerinizi ise, mümkün olduğu kadar az uyuyarak işe yetişebilme çabasına dönüştürmüştür…
* Time-code, (taymkod okunur), hareketli görüntü kaydeden alıcılardaki zaman göstergesinin İngilizcesidir. Sektör çalışanları tarafından bu adlandırma ile kullanılır.
![]() | BTC güzergahındakiler fişlendi |
![]() | Kerkük'te Kürt-Arap uzlaşması mı? |
![]() | TÜPRAŞ'ta teşeron işçi kıyımı |
![]() | Yurtsever öğrencilerden Telekom paneli |
![]() | Fidel'den Chavez'e mesaj |