Baro Başkanıyla Başbakan arasında geçen "anadil tartışması"nın damga vurduğu Diyarbakır heyeti ziyaretleri dün de sürdü. Cumhurbaşkanı Gül'le görüşen heyet, krizin çözümünü AB çıpasında bulduğunu ifade etti.

HABER MERKEZİ Diyarbakır’dan gelen ve ağırlıklı olarak sermaye temsilcilerinden oluşan heyetin Ankara ziyaretleri dün de sürdü. Önceki günkü görüşmelere, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu arasındaki gerilim damga vururken, heyet dün de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve DTP’yle görüştü.
Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası, Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Ticaret Odası, Diyarbakır Tabip Odası ve Diyarbakır İşadamları Derneği'nin de aralarında bulunduğu 17 kuruluşun oluşturduğu heyet dün de ziyaretlerini sürdürdü. Önceki günkü görüşmelerde, Diyarbakır Barosu Başkanı Tanrıkulu’nun ana dilde eğitim ve kamusal alanda ana dilde hizmet alma hakkının Türkiye’de bulunmadığını söylemesi üzerine ortam gerilmiş, Başbakan Erdoğan’ın, “Ana dilde eğitim sadece azınlıklar içindir. Onlara da kurs açılır” demesi üzerine yaşanan tartışma ziyarete damgasını vurmuştu. Diyaloğun devam etmesi üzerine ortamın daha da gerginleştiği basında yer bulmuş, Erdoğan’ın “Yalan konuşuyorsun, sen dürüst değilsin” sözleri üzerine, Tanrıkulu’nun da “Ben dürüstlüğümü kimseye ispatlayacak değilim. Bana hakaret edemezsin” diyerek toplantıyı terk ettiği belirtilmişti.
“Başbakanın konuyla ilgili yeterli bilgisi yok”
Tanrıkulu dün yaptığı açıklamalarda, “Bugün basına yansıyan konuşmalar dünkü toplantıda geçen konuşmalardır. Ben Sayın Başbakanın ana dilin öğrenilmesi, ana dilin eğitimi ve ana dilde eğitim olarak kategorileştirilecek ana dil sorunuyla ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olmadığını düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Tanrıkulu “Dolayısıyla da yeterli bilgi sahibi olmadığı için de hiç beklemediğimiz agresif çıkış yaptı” açıklamasında bulunurken, “Sonuç itibarıyla biz buraya sorunlarımızı çözümüne yardımcı olmak amacıyla geldik. Polemik yapmaya gelmedik” açıklamasında bulundu” dedi.
Heyet Gül’le görüştü
Heyet dün de Cumhurbaşkanı Gül ve DTP’yle görüştü. Çankaya Köşkü’nde basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmede heyet tarafından Gül’e bölgenin sorunları ile çözüm önerilerinin yer aldığı bir rapor sunulurken, görüşmenin ardından Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya gazetecilere açıklamalarda bulundu. Ankara’ya gelişlerinin temel nedeninin Kürt sorunu ve bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişliğiyle ilgili çözüm önerilerini iletmek olduğunu söyleyen Kaya, “Sorunun yalnızca hükümetler sorunu olmadığını, bir devlet sorunu olarak algılanması gerektiğini ve devlet politikası üretmek gerektiği düşüncesini Cumhurbaşkanı’na ilettik” şeklinde konuştu.
Heyet de AB çıpasına tutundu
Ulusal medyanın, bölgeyi sürekli çatışmalı bir ortamda gösterdiğini ve bunun da yatırımcıları rahatsız ettiğini Gül’e ilettiklerini belirten Kaya, Gül’ün de aynı rahatsızlığı gözlemlediğini kendilerine söylediğini ifade etti.
Kaya, “Türkiye'nin mevcut krizinin çözümünün AB çıpasına tutunmak olduğunu ilettiklerini” söyledi. Bu açıklamanın özellikle iktidar ve sermaye çevrelerinin beklenti içinde oldukları AB Komisyonu Başkanı Barroso’nun Türkiye ziyaretinin hemen öncesinde yapılması dikkat çekti.
“Cumhurbaşkanı hemen hemen bizimle hemfikir”
Daha sonra görüşmelere katılan heyet adına hazırlanan ortak açıklamayı okuyan Kaya “Ortak beklentimiz ve tek hedefimiz demokrasinin tüm kurumları ile işletildiği bir ülkede yaşamaktır” dedi. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kaya, “Cumhurbaşkanı hemen hemen bizimle hemfikir” değerlendirmesinde bulundu. Kaya açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin demokrasisi iyileştikçe problemlerinin biteceğini, şiddet ve teröre karşı çıkarak her şeyi konuşabileceğimizi, GAP’a çok önem verdiğini, teşvik yasasının bölgeyle ilgili farklı uygulanması gerektiğini ve bunu telkin ettiğini söyledi ve ‘farklılıklar zenginliğimizdir’ dedi. En kısa sürede Diyarbakır’ı ziyaret edeceğini söyledi.”
Gül Erdoğan’ı yalnız bırakmadı
Cumhurbaşkanı Gül’ün, görüşmede GAP’ın önemine değindiği ifade edilirken, AB’ye ilişkin olarak da süreçte kaybedilen mesafenin kapatılmasının gerekliliğine işaret edildiği ifade edildi. Gül’ün Erdoğan'ın tepkisine yol açan ana dilde eğitim konusunun da gündeme gelmesi üzerine, “Tüm bu sorunları demokratik standardımızı yükselterek çözebiliriz. Farklılıklarımızı ayrıştırarak değil bütünleştirerek soruna çözüm bulabiliriz. Farklı etnik kökenlerden de olsak bir millet olarak bunu çözmemiz lazım. Bu sorun böyle çözülür” dediği ifade edildi. Gül’ün toplantıda Diyarbakır Baro Başkanı Tanrıkulu'nun TCK'nın 301. Maddesi'nde Cumhurbaşkanı’na verilen yetki üzerine değerlendirmesinin ardından, ilgili teklifi olumlu bulduğunu söylediği ifade edildi.
CHP Genel Merkezi de önceki gün heyet tarafından yapılan ziyaretin ardından dün yazılı bir açıklama yaptı.
Kahraman Baykal!
Baykal’ın toplantıdaki değerlendirmelerine yer verilen açıklamada, Baykal’ın, “Ben 1989’da ve daha öncesinde, ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne, oradaki insanlarımıza, ülkemizin tüm diğer bölgelerindeki Kürt kökenli yurttaşlarımıza ne kadar sıcak bakıyorsam, şimdi de aynı duygular içindeyim, aynı sorumluluğu taşıyorum” diyerek, terörle mücadele konusundaki duyarlılıkları nedeniyle son dönemlerde bu konuda zaman zaman yanlış anlaşıldıklarını, bazılarının da kendilerini yanlış veya eksik anladığını” söylediği ifade edildi. Açıklamaya göre “1989’da Kürt Raporu ile DGM soruşturmasını göze alarak, devleti kimsenin etnik kökenine karışmamaya çağırmış parti” olduklarını ifade eden Baykal, “Devlet etnik kördür. Devlete göre sadece yurttaş vardır. Devlet karşısında herkes eşittir. Devlette dini, ırkı, mezhebi ne olursa olsun yurttaş vardır. Devletin kimseyi asimile etmeye hakkı yoktur” dedi.
Baykal’ın görüşmede, GAP’ı hem Türkiye bakımından hem bölgenin barışı ve huzuru bakımından “olağanüstü önemli bir proje” olarak nitelediği, GAP’ın, AKP iş başına geldiği günden bu yana en çok ihmal edilen proje olduğunu söylediği belirtildi. Açıklamaya göre Baykal yapılan toplantıda “Eğer Sayın Başbakan ‘beş yılda GAP’a 12 milyar dolar yatırım yapacağız’ sözünü veriyorsa, biz sonuna kadar Başbakan’ın bu sözünün arkasında duracağız, onun takipçisi olacağız. Ancak hepimiz biliyoruz ki 2008 yılı bütçesinde böyle bir duyarlılık, böyle bir ödenek tahsisi yoktur” açıklamasında bulunduğu ifade edildi.
CHP’den yine “onurlu” AB’cilik
Baykal AB’ye ilişkin olarak da yaptığı açıklamada, “Biz AB’ye değil, iktidarın bu konuda izlemekte olduğu ‘teslimiyetçi tavra, haksızlığı hazmetme tavrına’ karşı çıkıyoruz. AB, Türkiye'ye eşit koşullu tam üyelik için süre versin, biz de yol haritasını belirleyelim, devlet olarak o haritanın arkasında duralım” dedi.
![]() | KKE'den Lizbon Anlaşması'na geçit yok |
![]() | Burhan Yenigün pes dedirtti |
![]() | Emekçiler seslerini Ankara'ya taşıyor |
![]() | Venezuela SIDOR'u kamulaştırıyor |