www.soL.org.tr
Kitap fuarında solun görevleri tartışıldı
29 Ekim 2007, Pazartesi

"Cumhuriyet Mitinglerinden 22 Temmuz Seçimlerine: Sol Nasıl Bakıyor" başlıklı panele TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, yazar Haluk Gerger, Sungur Savran ve Ertuğrul Kürkçü katıldı. Okuyan, Türk ve Kürt emekçiler arasında ortak bir mücadele denkleminin acil olarak kurulması gerektiğini söyledi.

resim

HABER MERKEZİ TÜYAP Kitap Fuarı’nda Yordam Kitap tarafından düzenlenen “Cumhuriyet Mitinglerinden 22 Temmuz Seçimlerine: Sol Nasıl Bakıyor?” panelinde sınır ötesi operasyon bağlamında Türkiye’de ve Ortadoğu’daki yeni dönemde solun görevleri tartışıldı. Yordam Kitap’tan Hayri Erdoğan’ın yönettiği panele Haluk Gerger, Kemal Okuyan, Sungur Savran ve Ertuğrul Kürkçü katıldı.

Gerger: İki iktidar arasında güç mücadelesi
Türkiye’de ikili bir iktidarın sözkonusu olduğunu belirten Haluk Gerger, bu iki iktidar arasında yıkıcı bir güç mücadelesinin sürdüğünü, 22 Temmuz seçimlerinin ise iktidarın belki bir nebze el değiştirmesiyle sonuçlandığını ancak önemli bir etkisinin olmadığını ifade etti. Bu iktidar mücadelesinin son olarak emperyalizm ve Kürt sorunu dolayımıyla karşımıza çıktığını belirten Gerger, bu mücadelede ana karar vericilerin ABD ve Kürtler olduğunu, Türkiye egemenlerininse kendi yazgıları hakkında herhangi bir tayin edicilikleri olduğunu düşünmediğini söyledi.

Gerger: Seyirci, kuyrukçu ve müdahaleci-bağımsız sol
“Şahinler” diye nitelediği ilk grubun Türkiye’ye Yugoslavya modelini sunduğunu belirten Gerger, “güvercinler” diye nitelediği ikinci grubunsa Türkiye ve İsrail’in tetikçiliğinde soğuk savaş kuşatmasıyla Ortadoğu’da ABD hegemonyasının kurulmasını savunduğunu ifade etti. Taraflardan birinin “Bende silah gücü var” diğerinin “bende toplumsal güç var, ben yaparım” dediğini ifade eden Gerger, her ikisinin de desteği ABD emperyalizminde aradığını söyledi. ABD içinde bu iki modele de uygun birer damarın bulunduğunu kaydeden Gerger, bu ikisi arasında henüz kararın verilmediğini, Kürtlerin ise bu noktada bütün çabalara karşın emperyalizmle işbirliği kararını vermediğini ancak buna zorlandıklarını belirtti. Gerger “Türkiye olsa olsa işbirliği yapar, harekat gerçekleştirmez” demenin de kolaycılık olacağını belirterek, tarafların yarattıkları nesnel ve öznel dinamiklerin yarın giderek bunları oluşturan ve kışkırtanları da etkisi altına alacağına işaret etti. Gerger bu tabloda Türkiye’de üç tür solun olduğunu belirtti: Sekter ve dogmatik “seyirci sol”, liberalizmden milliyetçiliğe salınan “kuyrukçu sol” ile dağınık ve güçsüz durumdaki “müdahaleci-bağımsız sol”.

Savran: Sorun Türkiye’nin “birimizi seç” demesinden kaynaklanıyor
İşçi Mücadelesi’nden Sungur Savran ise Ortadoğu’nun batağına ayağını atmak üzere olan Türkiye’nin içinde bulunduğunu tarif ettiği 4 savaşı bu savaşın içine taşıdığını kaydetti. Savran bu 4 savaşı ABD’nin AB’den müttefikleriyle sürdürdüğü sürekli savaş, Türkiye’de 23 yıldır süren gerilla savaşına karşı devletin savaşı, batıcı laik burjuvazi ile İslamcı sermaye arasında silahlı bir görünüm almamış olsa da sahici bir "politik" savaş, Türkiye burjuvazisinin işçi sınıfına karşı verdiği savaş olarak niteledi. Solun önemli kanatlarının burjuvazinin iki kanadı arasındaki savaşın arkasında saf tuttuğunu kaydeden Savran, TKP’nin Genelkurmayın 27 Nisan bildirisine ilişkin yayınladığı açıklamayla “TSK’ya mahcup biçimde destek” verdiğini ileri sürdü. Sorunun ABD’nin Türkiye’yi bölmek istemesi ile açıklanamayacağını söyleyen Savran, sorunun ABD’nin iki müttefiki Türkiye ile Barzani’den birincisinin “birimizi seç” demesinden kaynaklandığını belirtti.

Okuyan: Çözümü halklara zulümde buldular
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan burjuvazinin değişik kanatları arasında bir savaştan söz edilemeyeceğini belirterek, sermayenin kendi içindeki gerilimlerin tanımlanmış bir program üzerinden gittiği konusunda hiçbir veri olmadığını ifade etti. Okuyan, Savran’ı TKP’nin işbirlikçiliği ve liberalliğini sürekli vurguladığı TSK’yı nasıl desteklemiş olduğunu göstermeye çağırdı.  

SSCB’nin dağılmasından sonra dünyada yaşanan dönüşümün ilk yıllarında Türkiye egemenlerinin Yugoslavya’nın parçalanmasında, Somali’ye asker gönderirken, eski Sovyet ülkelerinin ABD ile ilişkilerinin güçlendirilmesi gibi konularda son derece hevesli olduğunun altını çizen Okuyan, ancak AB ve ABD’nin “sadık bir uşak” olmasına bakmaksızın Türkiye’yi de bu dönüşümün doğal olarak bir parçası haline getirdiğini belirtti. Türkiye’nin bölünme korkusunun Kürt sorunuyla başlamadığına işaret eden Okuyan kuruluşundan beri bu korkunun varolduğunu, korkuyu yenmenin yolunu da halklarına zulmetmek, özellikle Kürt halkını ezmekte bulduğunu ifade etti.

Okuyan: Ortaklaşma emperyalizme karşı gerçekleşmeli
Türkiye Cumhuriyeti ile emperyalistler arasındaki ayrımdan çatışma değil diz çökme çıkacağını belirten Okuyan, Türkiye’nin büyük bir ülke olması nedeniyle bu diz çöktürme işinin biraz zaman alacağını söyledi. Okuyan, ABD’nin asla tek ata oynamayacağını bu yüzden Türkiye ile Barzani arasında bir tercih yapmayacağını kaydetti.

Son derece derin dinamiklerin hareket halinde olduğunu belirten Okuyan bugün tartışılanların yarın hükmünün kalmayabileceğini ifade ederek Türkiye solunun acil olarak Türkler ve Kürtleri buluşturacak bir ortak mücadele denkleminin tarifine ihtiyacı olduğunu, bu ortaklaşmanın Türklerin ve Kürtlerin ortak düşmanı emperyalizm ve onun işbirlikçilerine karşı gerçekleşmesi gerektiğini savundu. Okuyan Türkiye toplumunun karakteristiği haline gelen çürümenin, reel politiker davranışlardan da temizlenmesine işaret ederek “siyaseten ahlaklı” olunması gerektiğini vurguladı.

Kürkçü: İşçi sınıfından yana bir üçüncü cephe
Ertuğrul Kürkçü ise Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile Başbakan Tayyip Erdoğan arasındaki Dolmabahçe Protokolüne değinerek son günlerde Büyükanıt’ın “hükümetle aramızda hiçbir ayrılık yok” yönündeki sözlerine dikkat çekti. Kürkçü Erdoğan’ın sınır ötesi müdahaleyle ilgili son yaptığı açıklamalarda “Türkiye’nin Ortadoğu denkleminden dışlanmış olması” ifadelerini kullandığını vurguladı. Bugün Kürt sorununun çözüm imkanının da sınır ötesine taştığını ifade eden Kürkçü, burada solun en temel dayanak noktasının enternasyonalizm olacağını belirterek “Barzani ABD’nin nesi olursa olsun, bizim egemenlerimizin oraya girmesini haklı kılmaz” dedi. Kürkçü panele katılanların Türkiye’de işçi sınıfından yana bir üçüncü cephenin oluşturulması konusunda hemfikir olmasının önemli olduğuna değindi. Kürkçü 3 Kasım’da Ankara’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

yazici   mail