www.soL.org.tr
Kontes çıplak
Ergun Çağlayan 26 Aralık 2007, Çarşamba

Fabrika yetmez, bir markan olacak. Bu, sanayi burjuvazisinin kökü eskilere dayalı bir altın kuralı. Türkiye'nin sanayi burjuvazisi için 2000'lerde bu kural şöyle evrildi: Çin'de fabrikan, Avrupa'da markan olacak. Kazandığın parayı da İsviçre bankasına koyacaksın. Sonra İsviçre frangı cinsinden mevduat karşılığı kredi çekeceksin. Türkiye'ye getirip senet alacaksın. Devlet borçlanma senedi, hisse senedi...

Biraz uzun bir altın kural oldu ama gerçek bu. Bugün Çin'de fabrikası, Avrupa'da markası, İsviçre'de banka hesabı, Türkiye'de de sadece senedi olanlar işini bilenler. Bir kısım Çin'e gidemiyor da Balkanlara ya da Mısır'a taşıyor imalatı, onlar da az buçuk anlıyor bu işlerden.

Son beş yılda yaklaşık 50 milyar dolarlık özel sektör borçlanması gerçekleştirildi. Özel sektörün yurtdışından doğrudan kullandığı krediler neredeyse üçe katladı. Türkiye bu dönemde bunlarla büyüdü, dövizini ucuzlattı, sıcak para çekti. Şimdi dünya soğuyor, aşırı yatırımlar patlamak üzere. İşin bu kısmı çok tekrarlandı. Bir de işin "dünya çapında oyuncu" olma meselesi var, ama geç kalmış çeşidinden.

Geçtiğimiz hafta bol miktarda satın alma açıklandı. Arçelik Grundig'i aldı, Ülker, Goldiva'yı aldı, Doğuş Holding, iki yıl önce sattığı Garanti Bankası payının beşte birini iki katı fiyatından zararına geri aldı. Oyak'ın ING'ye satışı tamamlandı. Alışveriş hızlandı anlayacağınız. Basın, "vay Ülker'e bak, helal olsun" üslubuyla sayfalar doldurdu. Fethullahçıların Doğan grubuyla giderek yakınlaştığı, hatta yekvücut haline geldikleri biliniyor. Referans adlı ekonomi gazetesinin bir Fethullah-Doğan ortak projesi olduğu hatırlansın.

Basın, bu tarikate yakınlıklarıyla bilinen gruplara çok dikkat ediyor. Mesela Ülker'in, logosu ata çıplak binen kadın olan lüks çikolata markası için 850 milyon dolar nakdi nasıl çıkarabildiğini soran yok. Borsada işlem gören şirket, sadece bisküvi kısmıymış. Çikolata kısmı ayrı olduğu için orada neler olduğu "halka açıklanmıyor". Ama basın, Goldiva'nın sembolünün çıplak kadın resminin kendisi değil, bu resimden "esinlenen" bir grafik olduğu düzeltmesini çarşaf çarşaf yayınlayarak, herkesin bıyık altından gülüşüne bir yanıt vermeyi ihmal etmiyor.

Ülker'in böyle önemli ve prestijli bir markayı alması Avrupa'da imajını, dolayısıyla hareket alanını genişletmekle ilgili olabilir. Konuyu yakından takip eden bazı uzmanlar, Fethullahsevenlerin Rusya'dan ve Rusya'nın nüfuz alanından kovulduktan sonra gözlerini ve okullaşmalarını Avrupa'ya çevirdikleri yolunda haberler geçmişlerdi.

Onlar bankalarımızı alıyor, biz çikolatalarını alıyoruz serzenişlerini haksız çıkarmak istercesine Şahenklerin Doğuş Holding'i de General Elektrik şirketine sattığı banka hisselerinin yaklaşık beşte birini, zararına (iki katından fazla bir fiyata) geri alıyor. Ne tesadüftür ki aynı günlerde General Elektrik, Singapur'un devlet fonu ile işbirliği içinde gayrımenkul krizinde 16 milyar dolar batırdığı ve kendisi de batışın eşiğine geldiği iddia edilen Merrill Lynch'i (bakan Mehmet Şimşek'in şu önceki işvereni) kurtarma operasyonu düzenliyor. Üç koldan toplam 7,5 milyar dolarlık bir sermaye enjeksiyonundan söz ediliyor. Tarihin en büyük şirket kurtarma operasyonuna - kimbilir hangi diyet nedeniyle - bizim büyük burjuvazimiz de katılıyor, ne mutlu bize!

Gurur verici tablonun bu renkli unsurları burada bitmiyor. Artan rekabet ve kredi genişlemesinin yavaşlaması sonucu büyümeleri yavaşlayan ve kârları azalmaya başlayan bankalar, yine yağma istiyorlar. Küçük sanayi ve esnaf bankası olan Halk Bankası, etrafını aç kurtların sardığı koca bir inek haline getiriliyor. Kent merkezlerine yoğunlaşan özel bankaların kasabalara doğru yayılması için bulunmaz bir yem.

Tarımı her koldan çökerten emperyalist saldırı, Ziraat Bankası'nı da masasına istiyor. Tam 1250 şubesinin her biri, ortalama bir özel banka şubesinin iki katı mevduata sahip altın yumurtlayan bir tavuk, fırına konulmaya hazırlanıyor. Bir ihmital, bu kadar büyük bir devi kimse birbirine yem etmeyeceği için Ziraat'in mevduat ve kredilerini liberalize ederek (teşvikli kredileri kaldırarak) bankayı küçültmeyi tercih edecekler.

Resim değil, logo olması nedeniyle dincileri bozmayan çıplak kontes vesilesiyle almak satmak, olağan hale getiriliyor.

yazici   mail
Kontes çıplak
Ergun Çağlayan