www.soL.org.tr
'Kimsenin iştahı kabarmasın bu fabrikalar bizim'
26 Aralık 2007, Çarşamba

Cevizli'de 27 Aralık'ta düzenlenecek yürüyüş ve basın açıklaması öncesinde TEKEL Cevizli Fabrikası'nda örgütlü olan ve eylemi düzenleyen Tek Gıda-İş Sendikası 8 No'lu Şube'nin Başkanı Dursun Şahin Yılmaz ile görüştük.

soL Gazetemizin sorularını yanıtlayan Tek Gıda-İş Sendikası 8 No'lu Şube Başkanı Dursun Şahin Yılmaz, işçilerin mücadelesinin birlik olarak sonuca ulaşabileceğini vurguluyor.

TEKEL’in özelleştirme süreci ve Tek Gıda-İş Sendikası'nın bu konudaki tutumu nedir?
Uzun bir süredir özelleştirme kapsamında TEKEL, zaten ne olduysa özelleştirme kapsamına alındıktan sonra oldu. Aslında TEKEL’in özelleştirme kapsamına alınması ve TEKEL’in bitirilme çabası Özal’la birlikte başladı. Yabancı sigaraların Türkiye’ye girmesi ile. Daha sonra Tütün Yasası çıktı, çeşitli kotalar koyulmaya başlandı, bu da Türkiye’de TEKEL’i bitirme noktasına getirdi.

TEKEL’in 145 yıllık köklü bir tarihi var. Eskiden 70-80 bin çalışanı olan bir kuruluştu. Tek Gıda-İş’in bir sloganı var “TEKEL vatandır satılamaz” diye. Gerçekten de TEKEL Türkiye’nin her yerine dağılmış Türkiye’nin her yerinde TEKEL’e ait bir bina vardır. Daha sonra bu yeniden yapılandırma, özelleştirme süreçleri boyunca TEKEL’i satabilmek, peşkeş çekebilmek için küçülttüler, sağından solundan kestiler, alkollü içkiler bölümünü kopardılar bu iktidar döneminde.

Tek Gıda-İş’in özelleştirmelerden yana olması gibi bir durum asla söz konusu olamaz, Tek Gıda-İş bütün özelleştirmelere karşıdır. Bunu için iyi bir duruş da sergilemiştir, TEKEL’den sonra özelleştirme kapsamına alınan birçok kuruluş satılmasına rağmen TEKEL halen ayakta ve biz inanıyoruz ki bu süreç devam etse de Tek Gıda-İş ve TEKEL çalışanları bu fabrikaları kimseye vermeyecekler. Kimsenin iştahı kabarmasın bu fabrikalar bizim, bu fabrikalar bizim ekmek teknemiz.

Şimdi ben TEKEL’i özelleştirmek isteyen zihniyete, AKP hükümetine şunu söylemek istiyorum. Özellikle Doğu ve Güneydoğu'da tütünden geçinen insanlarımızın elinden TEKEL’i aldığınız zaman onların yapacakları başka bir şey yok. Ya büyük şehirlere göç edecekler ya da dağa çıkacaklar. Buralarda devlet fabrikalarından başka bir şey yok. Siirt’te sadece TEKEL’in fabrikası var.

27 Aralık’ta Kartal’da bir miting gerçekleştireceksiniz. Bu mitingden beklentileriniz neler?
Şimdi bu eylemi yaptıktan sonra bir değerlendirme yapacağız, iyi bir ses getirmesini bekliyoruz. Birilerinin sesimizi duyması gerekiyor. Bu son eylemimiz de olmayacak, eylemlerimiz devam edecek. TEKEL’i sattırmamak için elimizden geleni yapacağız.

Tek Gıda-İş yeni bir sendikacılık anlayışı başlattı. Eskiden eylem takvimimiz merkezi şekilde belirleniyordu, şimdi ise işyeri komiteleri karar veriyor, biz o kararları harmanlıyoruz ve diğer şubelerle de konuşarak karar veriyoruz. Afişlerimiz, bildirilerimiz, pankartlarımız hazır. Siyasi partileri ve demokratik kitle örgütlerini de ziyaret ettik hepsi destek veriyor.

Biz 27 Aralık’ta bir meşale yakacağız. Umuyoruz ki Türkiye'de bir kıvılcım çakacak. Biz bütün emekçileri bu yağmaya, talana dur demeye çağırıyoruz. Ancak birlik olursak bu süreci durdurabiliriz. Tek başına kurtuluş yok.

Hangi siyasi partilerle görüştünüz ve size karşı nasıl bir tavır aldılar?
AKP hariç bütün siyasi partilerle görüştük ve hepsine şunu söyledik: “TEKEL eşittir Cevizli” demektir. Cevizli TEKEL işçisinin çoğu bu bölgede oturuyor, eğer burada siyaset yapıyorsanız bu siyaseti halk için yapacaksınız. TEKEL işçisi bu bölgenin halkıdır, buradaki evlerin çoğunda bir TEKEL işçisi, emeklisi var. TEKEL buraların tapusudur, TEKEL’i buradan oynatırsanız yarın sizin de her şeyiniz oynar burada. TEKEL işçisi bölge esnafını da ayakta tutuyor.

Bu son süreçte gördüğümüz kadarıyla TEKEL işçisi çok kararlı, önceki günlerde 20 işçi kendisini Cevizli fabrikasına kapattı, yine Samsun’daki Ballıca fabrikada işçiler inceleme yapmak için gelen firma yetkilerinin önüne barikat kurdu. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
2000 yılından sonra TEKEL işçisinin psikolojisi bozuldu. TEKEL işçisi 6 ay, 1 yıl süreli borçlanamıyor çünkü yarını belli değil. Çocuğunu dershaneye gönderemiyor çünkü taksit yatırmak istemiyor. Sürekli stres altında yaşıyor. Bu da bizim çalışmamıza performansımıza her şeyimize yansıyor. Ve biz bu özelleştirmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu da gördüğümüz için ne pahasına olursa olsun TEKEL’i sattırmamaya kararlıyız.

Yıllardan beri Türkiye’de özelleştirme yapılıyor ama bu AKP hükümeti dönemindeki kadar hiç olmamıştı. Size soruyorum özelleştirildikten sonra hiç yeni bir fabrika daha yapıldı mı? Ya da bu özelleştirmeden gelen paralar nereye gitti? Bunlarda böyle bir zihniyet var. Bırakın TEKEL’i Türkiye’nin yeraltı yer üstü bütün kaynakları satılıyor, suları bile satılıyor. Oldu olacak ülkenin girişine bir tabela asalım şu kadar erkek, şu kadar kadın var fiyatları da şudur diye hepten kurtulalım.

Türkiye'deki diğer sendikalardan, işçilerden, siyasi partilerden beklentileriniz nelerdir?
Bütün siyasi partilere şunu söylüyoruz: Bu halk bir araya gelebiliyor. Görüşü ne olursa olsun haksızlık karşısında bir araya gelebiliyor. 27 Aralık eylemi de bunun için bir başlangıç olacaktır. Biraz sloganvari olacak ama “kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”.

Dünya küreselleşiyor diyorlar halbuki küreselleşen sermaye. Bizim de karşı koyacak güce erişmemiz lazım. Bakın ayın 12’sinde Yunanistan’da genel grev yapıldı. Bu ülke insanı da bunu yapmak zorunda. Biz kendi ülkemizde yabancı sermayenin kölesi durumuna geldik. Bakan Unakıtan açıklama yapıyor özelleştirme olunca adam cebinde mi götürüyor diyor. Peki bu kadar kâr, para nereye gidiyor?

Bizde halen devlet elini ekonomiden çeksin, sağlıktan, eğitimden çeksin diyorlar. Ne yapacak peki bu devlet?

TEKEL’in satışı için verilecek tekliflerin son günü olan 25 Ocak 2008 günü Ankara’da merkezi bir mitinginiz var...
25 Ocak bizim dönüm noktamız. Bizim TEKEL’i sattırmak gibi bir niyetimiz yok. TEKEL’i kimse alamaz elimizden, nereye kadar giderse gitsin bu bizim ekmek kapımız, çoluk çocuğumuzun nafakası kimseye vermeye niyetimiz yok. Sermayenin vatanı yoktur. Bizim ise gidebileceğimiz başka yerimiz yok bu fabrikaları dedelerimiz yokluk içinde kurdu.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
TEKEL’de çalışan arkadaşlara bir mesaj vermek istiyorum. Öncelikle örgütlerine ve birbirlerine güvensinler. Birliklerini beraberliklerini kararlılıklarını bozmasınlar. Biz bu işi el birliği ile başaracağız. TEKEL vatandır, satılamaz. TEKEL’i satanı biz de satarız.

Teşekkür ederiz.
Biz teşekkür ederiz.

(Murat Tan) 

yazici   mail