www.soL.org.tr
Ekonomi 'IMF çıpası'na emanet
10 Nisan 2008, Perşembe

Hükümet, yaklaşan krize karşı çözümü IMF’de arıyor. IMF’yle klasik “stand by” anlaşmaları sona ererken, bulunacak yeni ilişki tarzıyla Türkiye’nin burnuna yeni bir bağımlılık halkası takılacak.

HABER MERKEZİ Yaklaşmakta olan ekonomik kriz, hükümetin IMF’yi yeniden keşfetmesine neden olurken; hükümetin IMF’yle kurmayı planladığı yeni ilişki biçiminin, ekonomide IMF’ye daha kritik bir yer tanıdığı yorumu yapılıyor.

“Program sonrası takip” ya da “ihtiyati stand-by”
IMF heyeti, dün Ankara’da yaptığı görüşmelerin ardından son stand by anlaşmasına ilişkin gözden geçirmelerin Türkiye ayağını tamamladı. Heyetin, Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ve diğer yetkililerle birlikte bugün Washington’a giderek IMF-Dünya Bankası Bahar Dönemi toplantılarına katılacağı ve görüşmelerin geri kalanın Washington’da sürdürüleceği belirtiliyor.

Türkiye heyeti başkanı Mehmet Şimşek’in, Washington’da, IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn ile yapacağı görüşmede, Mayıs ayında sona erecek olan mevcut stand by anlaşmasının yerini alacak alternatifler üzerinde duracağı bekleniyor.

Ankara görüşmelerinin ardından bir açıklamada bulunan Bakan Şimşek, IMF ile yapılması planlanan yeni anlaşma seçenekleri arasında, “program sonrası takip mekanizması” ve mali fon içermeyen “ihtiyati stand-by programı” bulunduğunu teyit etti. Bunlardan, özellikle ikinci seçenek öne çıkarken, bu seçeneğin IMF’nin ekonomideki rolünü daha da arttırması bekleniyor.

“İhtiyati stand by” seçeneği, doğrudan bir mali fon içermemekle birlikte, “ekonomi zora girdiğinde” fon kullanımını öngörüyor. Uluslararası borçlanma koşullarının son kriz nedeniyle zorlaştığı bir dönemde, bu “ihtiyati” tercihe başvurulması yüksek olasılık olarak görülürken; böylesi bir borçlanmanın “ekonomi zorda” mesajı taşıyacağı için uluslararası borçlanmayı daha da zorlaştıracağı kaydediliyor.

Şimşek, yaptığı açıklamada “IMF’li veya IMF’siz önümüzdeki 5 yıllık bir dönemde Türkiye’nin yatırım ihtiyaçlarını, Türkiye’nin yapısal reform ihtiyaçlarını da içine alan ve onun karşılığını bütçelemiş bir plan üzerinde çalışıyoruz” diye konuşurken, bu durum IMF’yle en az beş yıllık bir ilişkinin daha tasarlandığı biçiminde yorumlandı.

Mektupta enerji ve bankacılık var
Öte yandan, Türkiye’nin son gözden geçirmeye ilişkin niyet mektubu hazırlanmış durumda. Kural olarak gözden geçirme toplantılarının sona ermesinden sonra IMF’ye verilmesi gereken mektup, geçen hafta hazırlandı ve detayları basına sızdırıldı.

Ankara görüşmelerinin ardından bir değişiklik geçirmeyen mektupta, “yapısal reformların gerçekleştirileceği” ve “küresel gelişmeler de dikkate alarak, güçlü bir kamu maliyesine yönelik önlemlerin uygulanacağı” ifade ediliyor.

Hükümet tarafından IMF’ye verilecek mektupta, kamu maliyesine yönelik tedbirler için gerek gelir arttırıcı, gerekse maliyet kısıcı tedbirlere gidilecek.

Gelir arttırıcı önlemler arasında, daha sıkı bir vergi politikası ve vergi denetiminin gerçekleştirileceği taahhüt edilecek. Bu çerçevede tüketim alanında yeni  vergilerin gündeme geleceği belirtilirken, kimi vergi kalemlerinde de artışların gözlenebileceği belirtiliyor.

Öte yandan, gerek düşen tüketici güveni, gerekse artan hanehalkı borçlanması, hükümetin gelir arttırıcı önlemlerinin sorgulanmasına neden oluyor. Çeşitli göstergeler tüketici güveninin ve harcama eğilimlerinin son 4 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ederken; tüketici kredileri ve kredi kartlarını yarattığı toplam borç hacmi yalnızca 2007 yılında yüzde 50 artmış durumda.

Uluslararası ekonomik krizle birlikte gelecek beklentilerinin bozulduğu ve “tüketim yerine borç ödeme” eğiliminin arttığı belirtiliyor. Son dönemde görülen tüketim eğilimindeki düşüşün kaynağı olarak gösterilen bu durumun, hükümetin bütçe gelir beklentilerini de boşa çıkaracağı yorumu yapılıyor.

IMF’ye verilen niyet mektubunda “Maliyet kısıcı” tedbirler arasında ise, “kamu personel rejiminin daha da rasyonel hale getirilmesi” ve “KİT’lerin mali ve idari yapısının güçlendirilmesi” telaffuz edilecek. Bu durum, kamu ücret politikasının emekçiler aleyhine düzenleneceği anlamına geliyor. Öte yandan, son taahhütle birlikte KİT’lere yönelik yatırımların daha da kısılacağı yorumu yapılıyor.

Enerji ve bankacılıkta “derhal” özelleştirme
Niyet mektubunda, enerjide serbestleşmenin daha da güçlendirileceği ve özelleştirmelere hız verileceği belirtilecek. Hükümet, enerjide serbestleşme ile özelleştirme çalışmalarının hızla tamamlanmayı taahhüt edecek.

Öte yandan, hükümetin 2008 yılı özelleştirme gelir beklentilerinde önemli yer tutan kamu bankalarının da, “programlandığı gibi özeleştirileceği” taahhüt edilecek.

Mektupta ayrıca yüzde 6,5’tan yüzde 5,5’e çekilen faiz dışı fazla hedefinin de yakalanacağı vurgulanacak.

yazici   mail