www.soL.org.tr
Yüksek yargıda hükümet ajanları
3 Temmuz 2006, Pazartesi

Hükümete yüksek yargıda çıkacak kararların sızdırıldığı belirtiliyor. Bilgiyi önceden alan hükümet, yargı kararlarını işlevsiz kılacak düzenlemeler için zaman kazanıyor.

soL (ÖZEL) Daha hükümet olmadan önce üniversiteler, yargı ve ordu içerisinde kadrolaşma hedefi ile hareket eden AKP'nin özellikle yüksek yargı organları içerisinde sanıldığından daha ciddi bir etkinliğe ulaştığı ve kritik karar süreçlerinin gidişatı hakkında önceden bilgi sahibi olduğu ileri sürülüyor.

Meclis'ten geçen birçok yasanın Sezer tarafından veto edilmesi ya da Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi üzerine AKP'nin Anayasa Mahkemesi'nde kendisine yakın üyelerden dosya hakkında bilgi alarak, süreci kontrol etmeye çalıştığını ileri süren yüksek yargı mensubu bazı bürokratlar bu sayede hükümetin alternatif yasalar üzerine çalıştığını ya da yargıyı baypas edecek yollar bulduğunu vurguluyorlar.

Ancak hükümetin asıl son aylarda "baskın" olayıyla gündemde kalan Danıştay'ı markaja aldığı söyleniyor. İdari kararların denetiminde önemli bir rolü olan Danıştay'da son dönemde açık bir saflaşma gözleniyor. AKP'nin Danıştay dairelerinde görevli birçok yargı mensubuyla teması olduğu da iddialar arasında. Danıştay'ın 13 dairesinde AKP'ye yakın olduğunu gizlemeyen üyeler göze çarparken, hükümetin Danıştay'ın beş kişilik yönetiminden rahatsız olduğu, buradaki bir üye dışında kalanların hükümete mesafeli durdukları ileri sürülüyor.

Ancak davaların görüşüldüğü dairelerden hükümete yeterince bilgi ulaştığı ve özellikle özelleştirme ihaleleri ile yürütmeyi durdurma girişimlerinde AKP'nin davanın bütün aşamalarından haberdar olarak önlem aldığı belirtiliyor.

Yargı kararlarını uygulamama konusunda son derece cesur olan hükümetin bu cesaretini biraz da yargı içerisindeki dostlarına borçlu olduğunu söyleyen hukukçular yargı-yürütme arasındaki dengelerin tamamen altüst olduğundan şikayet ediyorlar. 

Yargı kararlarının ciddiye alınmaması anlamına gelen bu tavrın, medyadan ve diğer siyasetçilerden eleştiri almaması ise dikkat çekiyor. Diğer yandan, yargının verdiği kararların uygulanmaması, yargının işlevinin ve varlığının sorgulanmasına yol açıyor. Mahkeme kararları uygulanmayacaksa, yargı yoluyla hak arama çabalarının da anlamının kalmadığı ifade ediliyor.

Doğalgaz çevrim santralleri
Danıştay ile hükümet arasındaki en güncel sorunlardan birisi, "doğalgaz çevrim santralleri"ne ilişkin olarak alınan yürütmeyi durdurma kararı. Geçtiğimiz hafta basına "elektriksiz kalacağız" diye yansıyan ve önceki gün kaynağı konusunda değişik açıklamalar yapılan "arıza" (soL bunun bir tesadüf olup olmadığını araştırıyor) sonucunda Ege'de yaşanan büyük kesinti ile kamuoyunun gündemine giren çevrim santralleri konusunda hükümet Danıştay kararını nasıl aşacağına ilişkin bir B planına haftalar öncesinde sahip olmuştu.

Çevrim santrallerinde uygulanan yap-işlet-devret modelinin kamu çıkarlarına aykırı olduğunun mahkemece tespit edileceğini önceden öğrenen AKP, başka Danıştay kararlarında olduğu gibi, bu örnekte de zaman yitirmeksizin önlem alarak mahkeme kararını boşa çıkarmak için ciddi bir hazırlık yapmış oldu.

Hukukçular hükümetin dosyadaki ayrıntılara vakıf olmasının yanı sıra, kararın çıkacağı günü kesin olarak bilmesinin "karşı önlemler" için büyük avantajlar sunduğunu, santraller konusunda Danıştay'ı devreden çıkarma formüllerinin haftalar öncesinde hazırlandığını belirtiyorlar.

Tüpraş'ın devrinde dönen dolaplar
Koç-Shell ortaklığına piyasada beklenen satış fiyatlarının üzerinde 4,1 milyar dolara satılan Tüpraş'ın devir işlemine dair de çeşitli iddialar ortaya atıldı.

Sendikanın Tüpraş'ın yüzde 51'lik hissesinin satışına karşı açtığı davada özelleştirme davalarının bakıldığı Danıştay 13. Dairesi, sendikanın yürütmenin durdurulması talebini reddetmişti. Bu karara itiraz edilmiş ve Danıştay'ın bir tür temyiz mercii olan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na (DİDDK) başvuru yapılmıştı.

Danıştay'ın 29 hakiminden oluşan kurulu DİDDK'de, Tüpraş konusunda eğilimin ÖİB ve Koç-Shell Ortaklığı aleyhine oluştuğu ve bu bilginin karardan önce hem ÖİB'e dolayısıyla hükümete hem de Koç-Shell ortaklığına sızdırıldığı söyleniyor. Kuruldan Tüpraş'ın satışında çıkacak bir yürütmenin durdurulması kararı, Koç-Shell ortaklığının dava esastan sonuçlanana kadar Tüpraş'ı devralmaması anlamına gelecekti. Bu nedenle, sızan bilgiden hareketle kurulda bu kararın verileceği günün öncesinde devir işleminin yapılması için yoğun bir trafik başladı. Son güne kadar devir işleminin yapılması beklendi. Ancak, devrin gerçekleşemeyeceği anlaşılınca DİDDK'nin 26 Ocak 2006 tarihindeki toplantısı kötü hava koşulları gerekçesiyle bir sonraki haftaya ertelendi. Koç-Shell ortaklığı ise devir için gereken kredileri 26 Ocak günü akşam saat 21:00'den sonra ancak tamamlayabildi ve aynı saatlerde devir işlemi ertesi gün bile beklenmeden hızla gerçekleştirildi. Böylece, özelleştirme tarihinde kamu kurumları için mesai saatleri dışında ilk kez devir yapılmış oldu.

Bir hafta sonra 2 Şubat 2006 tarihli ertelenen DİDDK toplantısından Tüpraş satışının yürütmesinin durdurulması kararı çıktı. Karara ilişkin, gerek medyada gerek de yetkililerde hakim görüş, devir gerçekleştiği için yargı kararının uygulanamayacağı, artık çok geç olduğu yönünde oldu.

Bilginin sızdırılmamış olduğu durumda, DİDDK'de yürütmenin durdurulması kararı Tüpraş'ı Koç-Shell ortaklığı devralmadan önce çıktığı için, devir işlemi imkansızlaşacaktı yorumları yapılıyor. DİDDK'in hukuki sürecin sonunda vereceği kararı değiştirmeyeceği düşünüldüğünde, önümüzdeki aylarda Tüpraş'ın satışında bozulamaz bir iptal kararı çıkabileceği ifade ediliyor. Ancak böyle bir kararın verildiği tarihte, fiili imkansızlık gerekçesiyle, hükümetin Tüpraş'ı Koç-Shell ortaklığından geri almayacağı ve hukukun bir kez daha çiğneneceği belirtiliyor.

Hükümet kendine yakın bürokratları koruyor
Bu arada Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yetkilileri hakkında yargı kararlarının gereğini yapmadıkları için soruşturma açılmasına da engel oluyor. 2005 yılında 58 farklı bürokrat için izin isteyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma talebinde bulundu. Bu taleplerin 53'üne hayır cevabı verilirken beşi ile ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Üst düzey bürokratlarla ilgili ihbar ve şikayetlerin 50 tanesi ise dikkate dahi alınmayarak işleme konmadı.

yazici   mail