TKP Ankara milletvekili adaylarıyla seçimlere yaklaşırken çalışmaları ve Türkiye'de seçim atmosferi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Ankara 1. ve 2. bölge adayları Serpil Güvenç, Tuncay Çelen, Abdullah Nefes ve Rahmi Yıldırım ile yapılan söyleşimizde kendilerinin seçimlerden beklentilerini ve adaylıklarını konuştuk.
Adaylardan öncelikle kısaca kendilerinden bahsetmelerini istedik.
Serpil Güvenç: 1967-1971 yılları arasında H.Ü. SFK Yönetim kurulunda çalıştı. H.Ü. Fen ve Mühendislik fakültesi Kimya Yüksek mühendisi olarak mezun oldu. 12 Mart döneminde kısa süreli tutuklamalar ve soruşturmaların ardından MTA Enstitüsü'nde mühendislik, TED Ankara Koleji'nde kimya öğretmenliği yaptı. Sol yayınları ve Evrensel Basım yayında çevirmenliğin yanı sıra, Yeni Ülke ve Evrensel Kültür dergilerinde ve Cumhuriyet gazetesinde yazı yazdı. 2000'li yıllarda 68'liler Birliği vakfı GYK üyesi idi. Son dört yıl ODTÜ Siyaset Bilimi'nde yüksek lisans yaptı ve 1965-69 dönemi Türkiye solunda dış politika konularının irdelendiği bir tezi var. YC Genel Meclis üyesi.
Abdullah Nefes: 20 Ekim 1941 Ilgaz doğumlu, DTCF ve Hukuk fakültelerinde okudu. 1957 yılında ilk şiiri yayınlandı. Birçok edebiyat dergisinde yazdı. 1963 TİP üyesi ve partide yöneticilik görevleri aldı. 1964 Sosyal Adalet Dergisi'nde Yazı İşleri Müdürlüğ yaptı. Çeşitli sendikalarda eğitim sekreterliği yaptı. Türkiye Sinematek Derneği Ankara Şubesini 3 yıl yönetti. 1971'de tutuklanıncaya dek Ankara Birliği Sahnesi Müdürlüğünü yaptı. Mamak, Ulucanlar ve Adana cezaevlerinde kaldıktan sonra Ankara Dağıtım, Ser yayınları ve Ser matbaasını kurdu. Sosyalizm-Teori ve Pratik adlı dergiyi çıkardı. 1990 yılında Ankara DGM'de yargılandı. Türkiye Yazarlar Sendikası'nın 15 yıl Ankara temsilciliğini yaptı. 200 den fazla kitabın editörlüğünü de yapan Nefes'in, 68'liler Birliği Vakfı, 68'liler Dayanışma Derneği, İnsan Hakları Derneği, Edebiyatçılar Derneği ve BSP'de üyelikleri oldu.
Tuncay Çelen: 19 Haziran 1949 tarihinde Ankara Kalecik'te doğdu. Elazığ nüfusuna kayıtlı. 1960'ta Ankara İhsan Sungu İlkokulu'nu, 1963'te Mimar Kemal Ortaokulu'nu, 1966'da Ankara Atatürk Lisesini bitirdi. 1967'de ODTÜ Makine Mühendisliğine kaydını yaptırdı. ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü üyeliği ve yöneticiliğinde bulundu. 6 Ocak 1969'da ABD elçisi Komer'in makam otosunun yakılması olayına karıştığı gerekçesiyle gözaltına alınarak tutuklandı. Aynı yıl Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu DEV-GENÇ Merkez Yürütme Kurulu'na seçildi. Komer olayı nedeniyle ODTÜ'den uzaklaştırıldı. AÜ Fen Fakültesi'ne kaydoldu. ODTÜ'de yaşanan çatışmalar sırasında 5 Mart 1971 yılında tutuklanarak cezaevine konuldu. Dev-Genç davasından yargılanarak 9 yıl ceza aldı. 1974 yılında afla cezaevinden çıktı. Tarım işçilerinin sendikal örgütlenmelerinde çalıştı. Sırasıyla Çapa-İş, Disk, Devrimci Toprak-İş, Devrimci Tarım İşçileri Sendikalarında yöneticilik va başkanlık yaptı. 68'liler Derneği kurucu üyesi. Ömer Gürcan ile birlikte "Hesaplaşma-68 Gençliği ve Katledilişi" adlı kitabı 2006 mart ayında yayınlandı. Halen işçi emeklisi, Süvari dergisinin Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapıyor.
Önümüzdeki seçim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Neden TKP listelerinde yer almayı seçtiniz?
Serpil Güvenç: Sosyalist mücadelenin örgütlü bir mücadele olması gerektiğini hep biliriz. Bunun yanısıra aileden de gelen böyle bir gelenek var. Annem ve babam TİP üyesi ve yöneticisi idiler. Bu seçim döneminde ise özellikle bağımsızlar hareketinin böyle bir örgütlü mücadeleye karşı ciddi bir karşı çıkış olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu seçimlerde emeğin iktidarını hedefleyen bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini temsil eden tek örgütün de TKP olduğunu düşündüğüm için YC'den milletvekili adayı olmayı kabul ettim.
Tuncay Çelen: Yurtsever Cephe'nin adayları ve programı ile seçime giren TKP , gerçek anlamda solu ve emeği temsil eden tek partidir. Emeği, iktidar olması için örgütlemektedir. Emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı verilecek bir mücadeleyle, sömürünün, yoksulluğun ve yolsuzluğun ortadan kalkacağı, emeğin özgürleşeceği bir düzen değişikliğini hedeflemektedir. Yurtsever Cephe, Bağımsız Türkiye'den , Bağımsız Türkiye'yi gerçekçi kılmak için ABD ile ilişkilere son verilmesinden, AB üyelik sürecinin durdurulmasından yanadır. Dış borçların silinmesini, NATO'dan çıkılmasını, ülkemizdeki tüm üslerin kapatılmasını istemektedir. Özelleştirilen tüm işletmelerin kamulaştırılmasından, ABD'yle ekonomik, siyasi ve kültürel tüm ilişkiler kesilmesinden yanadır. Bu ülkeden emperyalizmi de, sermaye düzenini de kovmak istemektedir. Kürt halkının haklı taleplerine sahip çıkmakta; Amerikancılık, Avrupacılık, liberalizm, milliyetçilik gibi eğilimlerle mücadele etmektedir. Türk Milliyetçiliğin de, Kürt Milliyetçiliğinin de peşinde sürüklenmeden, Kürt ve Türk emekçilerin kardeşliğini savunmakta ortak mücadelesini örgütlemektir. Halkların birliğinden ve birleşmesinden yanadır. Gericiliğe karşı, aydınlanmadan yanadır. Irak'ın işgaline ve parçalanmasına hayır demektedir. Türk askerlerinin emperyalizmin emrinde , komşu ülkelere gönderilmesine karşı çıkmaktır. Bütün bu düşünceleri paylaştığım için , Yurtsever Cephenin adayı olarak TKP listelerinden seçimlere giriyorum.
Abdullah Nefes: 1962 yılında ilk TİP'li oldum. 68-69 arası sosyalizm sözcüğünü ağzımıza alamıyorduk. Sesimizi kısardık. Önce toplumcu sonra sosyal adaletçi sonra sosyalizmden yana olduk. Şimdi bir TKP var ve seçime giriyor. Ben bu acıları çektim tabii ki adaylığımı koyacağım. Tarihimizde başka Cephelerde oldu,bizler katıldık,kurduk. Şimdi Yurtsever Cephemiz var. Açıkçası bunun mücadelede altının çizilmesi gereken bir nokta olduğunu vurgulamak isterim. İlk kez bir siyasi partinin dışında bir örgütlenme ve bu partiyle birlikte iktidar mücadelesi veriyor. Hedef iktidardır akıldan çıkarmayalım. YC geniş bir kitleyi kapsadığı, kapsayacağı için ve çalışmalarında düzgün disiplinli. Bu nedenlerle de TKP'den adayım.
Rahmi Yıldırım: Kitleler bu sömürüden ızdırap çeken emekçi sınıflar kendi sorunlarına çözüm öneren dünya görüşlerine veya partilere itibar edecekleri yerde burjuvazinin kendi önlerine konan cinsiyetçi, dinci, etnik bir takım mesajlarla yüklü dünya görüşlerine yöneliyorlar. Bu ikincil derecedeki sorunlar üzerinden kutuplaşıyorlar. Bu sorunlara gerçek çözümü gerçek teşhisi koyan yegane dünya görüşü komünizmdir. TKP'den adaylığımın gerekçesi de budur. Sorunlara gerçek çözümü ve teşhisi koyacak bir parti olduğunu en azından böyle bir çaba içinde olduğunu gördüğüm için TKP'den adayım. Elbette seçimler çok önemli olmakla birlikte, bu seçimler için söylemek gerekirse bu saydığımız sorunlara çözümde getirmeyecektir. Düşünün ki daha dün bir medya işletmesinin 2007 yılı ilk 3 ay kâr oranı yüzde 1446 olarak açıklandı. Adı bildiğiniz gibi Doğan Yayın Holding. Sermayenin amiral Holdingi Koç Holding'in karı da 14 kat arttı. AKP iktidarı ağlıyor bizim dönemimizde bu kadar kâr etti şimdi neden bize itiraz ediyorlar diye, 2002 yılına gelindiğinde ülkemizdeki dolar milyarderi sayısı 6 idi. Şimdi ise bu sayı 25'e yükseldi. Japonya'yı geride bıraktık dünyada 6. ülke olduk dolar milyarderliği konusunda. Bunun nedeni açık; kapitalist emek sömürüsü. Böyle bir düzende hep birlikte zengin olunmaz, birileri fakirleşecek ki birileri zenginleşsin. Sorunlar bu sömürü düzeninden kaynaklanıyor. İşte biz komünistler olarak bu süreci tersine çevirmenin mümkün olduğunu anlatma çabasındayız ve bunun için seçimleri fırsat olarak görüyoruz.
Adaylara seçim bölgelerinde yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Adaylığınız çevrenizde nasıl karşılandı?
Tuncay Çelen: Ankara'da seçim çalışmaları gayet disiplinli ve güzel bir şekilde ilerliyor. Ankara'da 7 tane seçim bölgesi belirledik ve bu bölgelerde seçim çalışmaları sürdürüyoruz. Ev ev, mahalle mahalle, sokak sokak devam ediyoruz çalışmalarımıza. Esas hedefimiz görüştüğümüz insanlardan sadece oy istemek değil onları bir şekilde örgütlemek. Hedefimiz oy verenlerin hepsinin YC üyesi olması. Mahallelerde taramalarımız devam ediyor, ev toplantıları gerçekleştiriyoruz, kahve toplantıları gerçekleştiriyoruz. Oldukça verimli geçen çalışmamızda yeni lokaller açıyoruz. Ankara'da ayrıca bugün kahvede bir söyleşim var Mamak ilçesinde. Gerçekten de önemli bir taraftar kazanıyoruz bu çalışmalarda. Örneğin dün annemin evine gittim ve gördüm ki YC'nin arıları oraları kovanlamışlar. Karşı komşumuz YC'ye taraftar var ve ben bunu onlardan öğrendim. Bu çalışmaların ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Ostim'de toplantı yaptık işçilerle, atölyelere giriyoruz rahatlıkla artık tezgah başındaki işçi bizzat örgütlenme çalışmalarına katılıyor ve bunların hepsi bize YC'nin taban tuttuğunu, maya tuttuğunu gösteriyor. Ve bu maya gerçekten mücadeleyle seçimlerden sonra daha da artacak.
Serpil Güvenç: Partinin dikey örgütlenmesi var. Yatay örgütlemede YC ile yapılmaya çalışılıyor. Bu son derce doğru. Eski örgütlenme geleneğimizle insanlarla birebir iletişim kurarak çalışıyoruz. Hiç kimsenin engel olamayacağı bir biçimde. Zaten medya bizi kapattı, yer vermiyor. Bunun ideolojik bir karşılığı var. Marx Kapital'i yazdığında ben bu kadar yazdım beni görmüyorlar, eleştirsinler beni demiş. Beni görmeyerek gömüyorlar demiş. Bu ideolojik bir tavır. Bize de bunu yapmaya çalışıyorlar. Yoksunuz demeye çalışıyorlar. Halka sundukları kişiler ya da partiler bir takım sahte ikilemlerle öne sürülen partiler, kişiler. Biz kendimizi birebir çalışma örgütlenmeyle gider kendimizi anlatırız bu en sağlıklı çalışma.Kimsenin engelleme durdurma şansı yok. Bunun alıcısı var. Ben arkadaşlarla dolaştığımda çalışmalarda gördüğüm şey bu çalışmanın alıcısı var. Bu işleri umut verici ve son derece olumlu buluyorum.
Rahmi Yıldırım: TİP'in girdiği bir seçimlerde amblemi bir insandı. Mehmet Ali Aybar o dönemde bir radyo konuşmasında partilerin amblemleri ne diye sorup cevaplıyordu kurt, kuş, at diye, sonunda oyunuzu kurda,kuşa, ite,ata değil adama verin diye bitirmişti konuşmasını. Ben de çevremdekilere sizin adınıza seçime giriyorum kendinize oyunuzu verin diyorum. Başbakan ve muhalefet birbirini karalama için "o 3 kazı yönetemez diyorlar", halka da nasıl baktıklarını gösteriyorlar, sürüden ayrılın diyorum ben de çevremdekilere. Sizi sürü yerine koyanlara değil sizi iktidara getireceklere oy verin diyorum.
Abdullah Nefes: Çevremin adaylığımla ilgili olumsuz bir tavrı yok. Eskiden CHP'den aday olmuş bir 68'li arkadaşım TKP'ye vereceğim dedi oyumu. Yine aynı sohbette bir diğer 68'li arkadaşımda aynısını söyledi. İstanbul'dan bir yakınım şimdiye kadar hep CHP'ye vermiştim oyumu diyerek beni aradı, Deniz Baykal'ın TV konuşmasında ABD'den ürküşünü gördüğünü iletti. Bu insanları TKP'ye yönlendirecek. Başka da alternatif aratmıyor. Bu seçim halka dikte ettirilmiş ya o ya bu deniliyor. Bunu yırtmak lazım bunu da parti yapıyor zaten.
Tuncay Çelen; Bizim yakın çevremiz 68'den gelen mücadele arkadaşlarımız çoğu ne yazık ki umutsuz. Bizim bu çalışmalarımız yüreklerinin üzerindeki külleri dağıtıyor. Umutsuzluk umuda değişiyor. YC'nin böyle bir algılanması oldu. Biraz daha umutlanıyorlar. YC geçmişin birikimlerini de yeniden toparlamaya başladı. Bizim adaylarımızı YC'nin tabanı seçti, bunların 205'i bildiğimiz tulumlu işçi, artık çember daralmaya başladı biz emekçi iktidarını işaret ediyoruz, bu da etkiliyor tabi insanları.
Son dönem TSK ve AKP ilişkilerini, TSK'nın çıkışları ve sıkışmalar, Kuzey Irak'a operasyon başlıklarında neler düşünüyorsunuz?
Rahmi Yıldırım: TSK ve AKP arasındaki çelişki sermaye grupları arasındaki çelişkidir. Sadece Türkiye'deki sermaye grupları arasında değil aynı zamanda dünya genelinde emperyalist merkezlerin kendi aralarındaki çelişkinin de yansımasıdır. TSK bugün cumhuriyeti kuran bağımsızlığı elde eden TSK değil. NATO'ya girişten sonra dünya jandarması olan NATO'nun isteklerine uyan bir ordu haline geldi. Onun ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılmış bir ordu. Cumhuriyet paşaları yerini NATO paşaları aldı Atilla İlhan'ın deyişiyle. Cevdet Sunay diyordu ki donumuza kadar ABD veriyor daha ne yapalım? Bunu övünülecek bir şey gibi söylüyordu. Ama biliriz ki kimse kimseye bedava vermez bunları. TSK kolektif sermayedar haline gelmiştir ama yüzde 96'sı yoksulluk sınırı altında çalışan personeli vardır. Savaşlarda görev verilmek istenen taşeron ordu haline gelmiştir. Eski TSK mensubu olarak bundan üzüntü duyuyorum.
Son 15- 20 yıl içinde özellikle yerel yönetimler eliyle palazlandırılan AKP'de sermaye grubunun siyasi temsilcisi haline gelmiştir. Geleceğini dünyaya entegrasyonda aramakta, Ortadoğu ve Batı arasında köprü görevi görmeye çalışmaktadır. Geç kalmış olmanın cüretkarlıkla da en ağır sömürüyü bunlar gerçekleştirmiştir. Dolar milyarderi sayısında 6. ülke haline gelmesi ne demektir ülkemizin? Gelinen noktada ülke kaynaklar sınırlanmaya başladı. Dış sermaye bu kaynakları götürüyor. Kavga başlayacak yakında, kim daha fazla alacak diye, sermaye gruplarını adlandırmak gerekirse bugün apoletli, papyonlu, sarıklı sermaye gruplar arasında kavga var. Biraz da söylenen çelişki bunun yansıması. AKP- TSK karşıtlığı da bunun yansıması. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aralarındaki ip koptu ve şimdi de seçim hesaplaşma alanı haline getiriliyor. Ama seçim öncesi Kuzey Irak tartışması var. Asıl mesele burada Kürt hareketi değil aslında birbirlerini hedef alıyorlar. Bölgeye yapılacak sınır ötesi harekatın başarı şansı olmadığını aslında kendileri de itiraf ediyorlar. Peki niçin tartışılıyor. Acı bir gerçek ama oradan gelecek şehit cenazeleri üzerinden faturayı birbirlerine kesmek istiyorlar. Bu noktada komünistlere önemli görevler düşmektedir.
Türkiye'nin AB sürecini ve NATO üyeliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Serpil Güvenç: Aydemir Güler TRT'de yaptığı konuşmada Türkiye'nin AB macerasını ve bunun halka nasıl zarar verdiğini oldukça güzel bir biçimde anlatmıştı. Türkiye halkına bunun bir getirisi olamayacağı oldukça açık. Şimdilerde Türkiye'de kucak edebiyatı yapılıyor. Bir kucaktan kalkınca diğerine oturulmak zorunla hale gelecekmiş gibi bir yanılsama üretiliyor. AB'nin kucağından kalkarsan Rusya'nın Çin'in kucağına oturursun gibi. Böyle bir şey yok. Ülkemizin NATO'dan çıkması gerekiyor. BM Anayasası'nın 51. maddesine göre Türkiye devamlı emperyalistler nedeniyle suç işliyor. Biz de bu topraklarda kurulmuş olan üslere izin vererek ortak oluyoruz. Biz bu saldırganlığa ortak olmuyoruz. Bu aynı zaman da ahlaki bir sorundur da. Ama bunun hesabını bizden de sorarlar. Aslında üsler, NATO üyeliği, AB süreci şu anda iç içe geçmiş bir süreç. Geçenlerde bir Tv programında bir gence hangi partiye oy vereceksiniz diye sorulduğunda AKP yanıtını aldılar, ama bu ülkede İncirlik üssü kalkmadan hiçbir şey olmaz dedi genç. İşte bu sahte, çarpıtılmış bir bilinç. Bizim bunu anlatmamız lazım. Diğer yandan bizim anti emperyalist yanımız ABD, AB halkını sevmemek üzerinden gelişmemektedir. Bu noktada nefrete dayanan bir yaklaşımın bizde yeri yoktur. Bizim meselemiz sınıfsal olmaktan geçer, başka bir tavrın yaratacağı şey sahte bir bilinçten öteye geçemez.
Abdullah Nefes: Bu noktada benim eklemek istediğim bir şey var. Şimdilerde sahte anti emperyalistler türedi, faşistlerin içinden. Bizim buna çok dikkat etmemi gerekir. Irak savaşı Anti-Amerikancılığın yükselişine neden oldu, fakat bizim gerçek anti-emperyalizmin öncülüğünü yapmamız ve bunu kitlelere anlatmamız gerekli.
Anti-emperyalist mücadelenin içindeki gençlere önerileriniz, seçimlerde arkadaşlarına söylemeleri gerekenler konusundaki tavsiyeleriniz neler?
Tuncay Çelen: Bugün emperyalizmle mücadele etmeden ne gericilikle ne de sömürü ile mücadele edilmesi imkansız hale gelmiştir. Türkiye'de işbirlikçiler anti emperyalist mücadeleyi Kurtlar Vadisi'ne havale ediyor. Sanal kahramanlar yaratmayı iyi beceriyor, benim gençliğe önerim buna prim vermemeleri. 68 hareketi benim de içinde bulunduğum hareket gerçek yurtseverleri, gerçek kahramanlıkları yaratmıştı. Komer'in arabasının yakılması, 6. Filo'nun denize dökülmesi bunun en önemli göstergeleridir. Bugün emperyalist merkezlerde propaganda yapıyor. Kitlelere kendi cellatlarını sevdirmeyi de iyi beceriyorlar. ABD'nin demokrasi getireceği masalına insanları inandırmaya çalışıyorlar. AB'nin işsizliği engelleyeceği masalına inandırmaya çalışıyorlar. Bizim seçimlerde söyleyeceğimiz söz bu memleketin emperyalistlerden ve işbirlikçilerden temizleneceğinden başka bir şey olamaz.
Teşekkür ederiz.