ABD'nin sabıkalı eski savunma bakanı "özgür dünya"nın karşısındaki tehditlerden biri olduğunu iddia ettiği Chavez'e karşı NATO'yu devreye sokmayı öneriyor.
DIŞ HABERLER ABD'nin eski savunma bakanı Donald Rumsfeld, Chavez ve El Kaide'yi bir tutarak "özgür dünya"nın karşı karşıya olduğu tehlikeleri bertaraf edebilmek için Birleşmiş Milletler gibi örgütler yerine Soğuk Savaş döneminde rüştünü ispatlayan NATO'nun geçmesi gerektiğini ileri sürdü.
İktidardaki Cumhuriyetçi Parti'nin 2006 sonunda aldığı seçim yenilgisi sonrası ABD Kongresi'nde çoğunluğu kaybetmesiyle birlikte Bush hükümetinin gözden çıkardığı Donald Rumsfeld, istifa etmek zorunda kalmıştı. Irak işgalinin fikir babası, Guantanamo ve Ebu Garip skandallarının baş sorumlularından sayılan eski Savunma Bakanı Rumsfeld, iktidardaki yeni muhafazakar (neocon) zihniyetin önemli teorisyenlerinden biri olarak aktif siyaset yaşamına devam ediyor.
Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'in ve Ulusal Meclis'in "sosyalizme geçişin anayasası" olarak hazırlanan anayasa değişiklik paketinin halkoyuna sunulmasından bir gün önce Donald Rumsfeld, Chavez'den kurtulmak gerektiğini belirten ve geleceğin dünyasının NATO yardımıyla kurulacağını iddia eden bir makale yayımladı.
Değişiklik önerisi referandumla kabul edilirse, bunun Venezuela'da kalan son demokratik kırıntıların da tasfiyesi anlamına geleceğini öne süren Rumsfeld, ABD'nin Chavez'e en önemli yanıtının, Venezuela ile arasında diplomatik kriz bulunan Kolombiya hükümetiyle serbest ticaret anlaşmasını imzalamak olacağını belirtiyor. Anlaşma, Kolombiya'daki Uribe hükümetinin paramiliter suç örgütleriyle organik ilişkiler içinde bulunduğunu ortaya seren skandallar sonucu ABD Kongresi'nde tepkiyle karşılanmış ve askıya alınmıştı.
Rumsfeld, birbirlerinin en önemli ticari ortağı konumundaki Venezuela ve Kolombiya arasındaki ilişkinin kopartılarak Kolombiya açısından doğacak olan kaybın ABD ile ticari ilişkiler sayesinde telafi edilmesini, böylece Venezuela'nın yalnız bırakılmasını savunuyor. ABD'nin Soğuk Savaş döneminde kurduğu ve iyi işleyen bir takım "mekanizmaların" bu dönem sonrasında terk edilmesinin hata olduğunu iddia eden Rumsfeld, Birleşmiş Milletler'in saygınlığını kaybettiğini, NATO, IMF, Dünya Bankası, CIA ve ABD Savunma Bakanlığı'nın "özgür dünya"nın yardımına koşması gerektiğini söylüyor.
11 Eylül saldırısı sonrası "özgür dünya"nın tehdit altında olduğunu, ABD bürokrasisinin yeni tehditle baş edecek askeri bir kapasite yaratmakta atıl kaldığını söyleyen Rumsfeld, yükselen İslami radikalizm karşısında tek çarenin de bununla savaşacak askeri bütçeyi arttırmak olduğunu iddia ediyor. "Komünizmi alt etmeyi başaran" NATO'nun, Hindistan, Singapur, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve İsrail gibi "kendileriyle aynı fikirde olan" ülkelerle çok olumlu ilişkiler kurduğunu yazarak, ittifakın bu ilişkiler üzerinden dünyanın demokratik ve kapitalist toplumlarının diplomatik ve askeri bir aracı haline dönüşmesini öneriyor.
Başkan Bush'un bu doğrultuda attığı adımları öven sabık bakan, makalesini Başkan Truman'ın 60 yıl önce gösterdiği açık görüşlülüğe 2008 yılında seçilecek yeni ABD hükümetinin de ihtiyacı olacağı ifadeleriyle sonlandırıyor.
![]() | ABD: Sınır ötesi hakkınız |
![]() | İran'a baskı artıyor |
![]() | Belediyeler tartışması AKP'yi böldü |
![]() | Asgari ücret için ilk toplantı bugün |
![]() | Küba Silahlı Kuvvetleri 51 yaşında |