www.soL.org.tr
İMF'ye Göre Dünya
Korkut Boratav 17 Eylül 2006, Pazar

Her yıl Eylül ayında İMF iki ekonomik  rapor yayımlar: Bunlar, Dünya Ekononik Görünümü ("World Economic Outlook") ve Küresel Finansal İstikrar Raporu ("Global Financial Stability Report") başlıklarını taşır ve dünya ekonomisi üzerinde önemli bilgiler içerir. 2006 Eylülüne ait raporlar birkaç gün önce yayımlandı.   Ben de bugün ve önümüzdeki haftalarda bu raporların nicel bulgularına kuşbakışı göz atacağım ve İMF'nin aynı verilerden hareketle yaptığı değerlendirme ve çözümlemeleri mercek altına alacağım.

***

           

Bu raporlarda son yıllarda sık sık kullanılan bir küresel dengesizlikler terimi var. Bu saptamanın kökeninde dünya ekonomisinin cari işlem fazlası ve açığı veren ülke grupları arasındaki nicel dengelerin son yıllarda  ciddi  boyutlarda "bozulması" yatıyor. İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen otuz beş yıl boyunca, dünya ekonomisinin metropolünde yer alan ülkeler sermaye ihraç ederler; dış fazla verirlerdi. Yoksullar, azgelişmişler ise, metropol ekonomilerine karşı dış açık verirlerdi; bu açıkların finansmanı  borçlanarak veya doğrudan yatırımlarla gelen yabancı sermaye ile sağlanırdı. Dış kaynak girişinin iki maliyeti vardı: Birincisi, yabancı sermaye getirilerinin metropollere aktarımı, yani faiz ve kâr transferleri; ikincisi ise, dış kaynak gereksiniminin yarattığı bağımlılık ilişkileri...

Bu durum 1980 sonrasında ABD ekonomisi kronik dış açık veren bir konuma geldiğinde değişmeye başladı. 1997-1998'e (yani Asya krizine) kadar, ABD'nin dış açıkları, Batı Avrupa ve Japonya'dan kaynaklanan sermaye girişleriyle karşılanıyordu. Avrupa ve Japonya, sadece ABD'nin değil, bir blok olarak  çevre ekonomilerinin süregelen dış açıklarının finansmanını da sağlıyorlardı. Gelişmekte olan ekonomilerin kronik dış açık veren; metropol ülke kökenli sermaye girişlerine bağımlı konumları hâlâ süregelmekte idi.

21. yüzyıla girerken ABD dış açıkları, olağan dışı bir tempoyla büyümeye başladı. Bu olguya, Amerikalı hanelerin "aşırı" tüketimi ve Bush yönetiminin emperyalist yayılmacılığı önemli katkılar yaptı. Sonunda, öyle bir noktaya gelindi ki, AB ve Japonya'nın dış fazlaları ABD açıklarının finansmanı için yetersiz kalmaya başladı. Ve çevre ekonomileri de bir bütün olarak dış fazla vermeye başladılar. Böylece, net sermaye ithal eden bir konumdan, emperyalist sisteme, özellikle de ABD'ye kaynak aktaran bir konuma sürüklendiler.

İşte 2006'da 900 milyar dolara yaklaşmakta olan ABD dış açıklarından kaynaklanan bu durumu, sonunda, İMF de küresel dengesizlik olarak nitelendirdi; er veya geç sert veya yumuşak bir "iniş" ile hafifletilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamaya başladı.

***

           

Eylül 2006 tarihli Küresel Finansal İstikrar Raporu'nun bu olguya ışık tutan bulgularını kısaca aktarayım: Rapor, net sermaye ihraç eden (cari işlem fazlası veren) ve sermaye ithal eden (cari açık veren) ülkeleri ayrıştırıyor. Dış dünyadan net olarak sermaye ithal eden ülkelerin başında, elbette, ABD gelmektedir ve dünya cari işlem açıkları toplamının yaklaşık üçte ikisi bu ülkeye aittir. Raporda, en büyük dış açık gerçekleştiren diğer altı ülkenin payları da ayrı ayrı veriliyor. İspanya, İngiltere, Avustralya, Fransa, İtalya'dan sonra, cari açığı dünya toplamının yüzde 1,9'unu oluşturan Türkiye geliyor. Türkiye gibi dış açık veren (yani 2005'te "istisnai" durumda olan) çevre ekonomileri vardır: Doğu/Orta Avrupa ülkeleri, Meksika ve Güney Afrika gibi... Ancak dış açık düzeyi bakımından hiçbiri Türkiye'ye yaklaşamamaktadır.

Cari işlem fazlası veren ülkelere gelince... Japonya, Almanya  ve bazı Batı Avrupa ekonomileri toplam cari işlem fazlalarının yüzde 42'sini oluşturuyor. Geriye kalan yüzde 58 ise, dünya ekonomisinin çevresinde yer alan ülkelerden oluşuyor. Bunların bir bölümü, petrol ihraç eden ülkelerdir. Ancak, petrol ihracatçısı olmayan gelişmekte olan ekonomiler de bir bütün olarak dış fazla vermekteler. Ve ülkeler listesinin başında, toplam dış fazlalar içindeki payı yüzde 14'ü bulan Çin gelmektedir.       

Bu bulgularda ortaya çıkan sorunları, öncelikle Türkiye'nin özel konumunu önümüzdeki haftalarda  mercek altına almak istiyorum.

           

yazici   mail
İMF'ye Göre Dünya
Korkut Boratav