Burada inkar ve imha, Barzani ve Talabani'ye himaye! Devletin Kürt politikasını sık sık böyle özetleriz. Son dönemde bu politikanın Türkiye'yi bir iç savaş ve bölünmeye götürdüğünü de söylüyorduk. Bu engellenmeliydi, devletin içerisinde dahi Irak eksenli bir "Kürt çözümü"nün maliyetlerini hesaplayanlar vardı, dolayısıyla inisiyatif hızla Türkiye'deki taraflara doğru çekilmeli, hiç değilse zaman kazanılmalıydı...
Tek başına soL'da bile konuya ilişkin onlarca haber ve yorum yazısı yer aldı.
Biz bunları söyler ve tartışırken Mehmet Ağar ortaya çıktı ve "meselemizi kendimiz halletmeliyiz" dedi, ABD ve Barzani'nin Kürt sorununun çözümünde ağırlık kazanmış olmasından rahatsızlık duyduğunu bir biçimde hissettirdi. "Tehlikeli bir noktaya gidiyoruz, bunu ben engellerim" diye diklendi, PKK'lilere affı ima etti, dağdakileri ovaya indirip siyaset yaptırmaktan söz etti. Sonra Büyükanıt'la karşılıklı atışmaya başladı. Zaman zaman ürkek, zaman zaman saldırgan bir üslupla...
Bütün bunlar ne anlama geliyor?
Bütün bunlar ABD'nin Türkiye siyasetindeki ağırlığının sanılanın çok ötesinde olduğu anlamına geliyor.
Oysa bir kısım "siyasal analizci" askerin ABD planlarına kafa tuttuğu görüşünde ısrar ediyor. Bunu neye dayandırıyorlar, inanılır gibi değil. TSK'nın Kürt sorunundaki stratejisi ABD'nin bölgedeki hegemonyasını veri alıyor ve bu hegemonyaya yaslanıyor. Bir başka deyişle, ABD'ye kafa tutmak bir yana, Genelkurmay bütün değerlendirmelerini ABD'nin Ortadoğu'daki gücünü pekiştirmesi üzerine yapıyor. Hesap baştan görülmüş anlayacağınız... Gerisi pazarlık ve güç oyunudur.
Analizcilerimiz bununla ilgilenmezler, Türkiye'nin ABD karşısındaki teslimiyetinden yalnızca Erdoğan'ı sorumlu tutarlar.
Ama başkaları da yazıyor... Mehmet Ağar'ın bütünüyle ABD'ye endekslenmiş Kürt sorununun çözümünde Türkiye'nin inisiyatif alması için hamle yaptığını ileri sürüyorlar. Bir bakıma bizim aylardır "konu Türkiyelileştirilmeli" diyerek işaret ettiğimiz müdahalenin DYP Genel Başkanı tarafından gerçekleştirildiği düşüncesindeler. Zaten Ağar da böyle bir havanın yaratılması için elinden geleni yapıyor.
Ne ki, Mehmet Ağar da aslında tam ABD patentli Kürt planının gereksindiği davranışı sergiliyor, korkmaya başlayan ve seçim paniği yaşayan AKP'ye gerçek bir yardımda bulunuyor.
Tevfik Fikret Yılmaz soL'da aylardır "devletin stratejisinin önce sopa sonra havuç olduğu"nu vurguluyor. Bu önemli bir saptamadır ve kanımca süreci pek güzel tarif etmektedir. Tartışmalı olan nokta, Türkiye'de sürecin bütününü kavrayan derin bir aklın olup olmadığıdır. "Çözülen devlet", sürecin değişik evrelerine hakim olacak doğrultu tutarlılığından yoksun durumdadır. Gözüktüğü kadarıyla, ABD yönetimi Türkiye'yi tamamen denetlediği "siyasal özne"lerin bileşkesini alarak istediği noktaya sürüklemektedir. CHP-MHP ikilisi, ordunun üst komuta kademesi, AKP, şimdi Ağar ve değişik kulvarlardan Kürt siyasetçileri ancak Washington'un birleştirebileceği parçaları oluşturmaktadır.
Bu nedenle "ABD planını kim temsil ediyor" akla düşebilecek en kötü sorudur. ABD böyle bir Türkiye'de, kendisi için tarihsel önem taşıyan bölgesel bir açılımı hiçbir aktöre emanet etmez. Parçalar buna talip olurlar, "has parti" olduklarını sanırlar ama hiçbir zaman ipleri ellerine alamazlar.
Ağar hiç alamaz...
"Büyük barışların arkasında hep asker vardır" bir ara çok sık yazılırdı. Şimdi "askerle olmadı, kontrgerilla şefiyle olur" denmekte, Ağar'ın Türkiyeli bir çözüm için kapı araladığından söz edilmektedir.
Yıllarca uyardık, savaş-barış denklemine sıkıştırılmamalı Kürt sorunu diye... Bu denklemle buraya kadar geldik. Şimdi Kürt sorununa hızla yeni bir çerçeve kazandırmak gerekecek.
|
Sosyal devlet olanaklı mı? İlker Belek |
|
Türkiyeli çözüm! Kemal Okuyan |
|
Ölümcül dehşet dengesi Tevfik Çavdar |
![]() | Patronlar alay ediyor |
![]() | Irak’ta “Şii operasyonu” sürüyor |
![]() | AB’ye yaranma faaliyetleri başlıyor |
![]() | Sanal ortamda sınırsız fişleme |
![]() | Latin Amerika ve dünya için kritik gün |
![]() | Cezayirliler unutuldu bile |