www.soL.org.tr
Çatışma üzerine kurulu bir ittifak
13 Kasım 2006, Pazartesi

soL Dün İstanbul'da düzenlenen toplantıyla bir kez daha gündeme gelen "Medeniyetler ittifakı" söylemi, ABD'li Samuel Huntington tarafından Soğuk Savaş sonrası geliştirilen "medeniyetler çatışması" tezinin bir uzantısı. Ortadoğu'ya saldırmaya hazırlanan ABD'de yönetim kademelerinde de hızla benimsenen "medeniyetler çatışması", kısa süre içerisinde "medeniyetler diyaloğu" ya da "medeniyetler ittifakı" gibi bir çok türev kavramın ortaya çıkmasına neden oldu.

Huntington'ın birbiriyle çatışan medeniyetleri merkeze alan ve yeni dünya düzenini tarif etmeyi amaçlayan çatışma tezi, artık tüm dünyada bir provokasyon olarak niteleniyor. Huntington dünyada belli başlı bazı medeniyetler olduğunu ve bunların özleri itibariyle birbirleriyle uyumsuz olduklarını iddia etmişti. Zamanla, aslında, iki medeniyet arasında olası çatışmaları ve savaşları doğal göstermeyi de amaçladığı daha net anlaşıldı. Nitekim, kısa süre içerisinde ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik müdahaleleri Huntington'ın neyi provoke etmeye çalıştığını tüm dünyaya gösterdi.

"İslam dünyası ve Hristiyan dünyası çatışıyor"
Körfez Savaşı'nın hemen ardından ve özellikle 11 Eylül'den sonra ABD'nin Afganistan ve Irak işgalleriyle birlikte, saldırılan coğrafyalar İslam coğrafyaları olduğu için Huntington'a dayanılarak İslam ve Hristiyan dünyaları arasında bir çatışma olduğu iddia edildi.

ABD Başkanı George Bush'un Irak'a saldırırken Haçlı Seferleri'nden bahsetmesi, işgali ve Ortadoğu'daki emperyalist saldırganlığı "İslam dünyası ve Hıristiyan dünyası çatışıyor" şeklinde yansıtmak için sarf edildi.
ABD yönetiminden gelen dini açıklamaların ardından önce Danimarka'daki karikatür krizi, daha sonra ise Papa'nın İslam'a hakaret niteliği taşıyan sözleri ve Müslümanlar'ın buna gösterdikleri tepkilerinin ardından, "dünya  iki din arasındaki mücadeleyle bölünüyor" yanılsamasını kuvvetlendiren olaylar oldu.

ABD yönetimi tarafından sürekli olarak gündeme getirilen "dinler çatışması" tezi, ortada gerçekten bir din tartışması olduğu yalanına dayanıyor. Bu iddia, Ortadoğu'daki emperyalist saldırının siyasi niteliğinin anlaşılmasını güçleştiriyor. Özellikle Avrupa halklarının saldırı altındaki Ortadoğu halklarına destek vermesini engellemek ve kendi ülkelerinde yaşayan Ortadoğu kökenli nüfusa karşı düşmanlık beslemelerini sağlamak gibi işlere yarıyor. Avrupa'da savaş karşıtı hareketlerin ya da işçi hareketlerinin yükselişe geçtiği dönemde İslam'a yönelik saldırılarla dikkatler medeniyetler çatışmasına çekiliyor.

İttifak, çatışmanın bir parçası
AKP hükümetinin "medeniyetler çatışıyorsa, Türkiye'de bir köprü olarak onları uzlaştırabilir" diyerek geliştirdiği politika Türkiye'ye uluslararası alanda bir rol biçmek amacı taşıyor. Avrupa Birliği'ne de sizi Ortadoğu ile buluşturabilirim diyen Türkiye'nin "medeniyetler diyaloğu" ya da "medeniyetler ittifakı" tezleri aslında ABD'li Samuel Huntington'ın "medeniyetler çatışması" provakosyonundan doğuyor.

Medeniyetler çatışması iddiasının ün kazandığı günlerden bu yana yaşanan gelişmeler, pek çok kesimin yaşananın bir din savaşı olmadığı ve bu nedenle diyalog, ittifak gibi projelerin çatışma iddialarının bir parçası olmaktan ve onları sürekli olarak gündemde tutmaktan başka anlam taşımadığını gösterdi.

yazici   mail