Hukukçulardan, idari yargı kararlarının sık sık idare ve hükümetler tarafından uygulanmaması ile ilgili görüşlerini aldık...
Doç. Dr. Onur Karahanoğulları
(Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi)
İdari yargıyı, idarenin (hükümetin) basit bir danışma organı veya uzantısı olmaktan kurtaran yani "yargı" yapan özellik kararlarının, idarenin onayına gerek olmaksızın etki doğurması ve uygulanabilmesidir. Son dönemde gördüğümüz, "karar gelince inceleyeceğiz, değerlendireceğiz" açıklamalarında görülen uygulama, idari yargıyı, evriminin ilkel aşamasına, idarenin ancak izin verdiği oranda denetlenebildiği dönemlere döndürüyor. Cumhuriyet ile bu aşamayı geride bırakmıştık. Sermayenin ihtiyaçlarıyla Şurayı Devlet dönemine dönüyoruz.
Ayhan Erdoğan (Avukat)
Ne yazıktır ki, ülkemizde idarenin hukuka aykırı kararlar alması arızi olmaktan çıkıp arıza haline gelecek kadar süreklilik kazanmıştır. Hukuka aykırı karar almaktan çekinmeyen idare, bu hukuksuzluğunun yanı sıra mağdur etmiş bulunduğu kesimlerin İdari Yargıya başvurması sonucu mahkemelerce verilen ‘yürütmeyi durdurma' kararları ile ‘iptal' kararlarını uygulamama konusunda fazlaca ısrarcı olmakta adeta yargıyı ve kararlarını umursamama yok sayma biçminde davranmaktadır.
Yargı kararının yerine getirilmesinin fiili imkansızlık hali ancak doğal hareketlilikler sonucu yargı konusunun imha olmasıyla gündeme gelebilir. Heyelan ya da deprem sonucu dava konusu gayrimenkul arazisinin yok olması ya da ataması yapılan bir memurun atamanın iptalini istemesi sırasında söz konusu yerleşim yerinin yine doğal hareketlilikler sonucu yerleşim yeri olmaktan çıkması gibi durumların fiili imkansızlık yaratabileceği düşünülebilir.
Ancak uygulamada karşılaştığımız ‘fiili imkansızlık' hali bu doğal hareketlilikler sonucu oluşmamaktadır. Son zamanlarda yargı kararlarının uygulanmamasına konu edilen kararların başını özelleştirme kararlarının çektiği görülmektedir.
Konuya ilişkin bir değerlendirme yaparak kapatmak isterim. Hukuktan medet kesmemiz gerekmiyor. Egemenlerin davranışları kendilerini hukukla bağlı saymayıp vatandaşı uymaya zorlamaktır. Yapılması gereken hukuki kazanımları korumak ve onları yönetenlerin uyabileceği bir duruma getirmektir. Fiili her kazanım, tarihsel süreçte kazanım halini herkesin kabul göstereceği uygulanabilinir bir metin halini almasına borçludur.
Yargı kararlarına vatandaşın uymaması mesele değildir, korkutucu da değildir. Zira devletin bu yola başvuranlara karşı polisi, jandarması yargısı cezaevi ve benzeri yaptırımları vardır. Ancak yasaları uygulaması gereken idarecilerin, yürütmenin bu yasaları ve yargı kararlarını uygulamaması karşısında vatandaşın elinde polis, jandarma, yargı, cezaevi yoktur. Hal bu noktaya geldiğinde yargı kararlarının idarece uygulanmasını temin için direnmek bir haktan öte görev halini alır. Bu görev aynı zamanda hukuku iğfal edenlere karşı hukuku korumanın tek yolunu oluşturmaktadır.
![]() | Sivas Katliamı'nda ölenler anıldı |
![]() | Şimdi de Saddam'ın ailesi |
![]() | ABD'den Kıbrıs desteği |
![]() | Bir özel üniversite hikayesi |
![]() | 7. Afrika Birliği Zirvesi sona erdi |
![]() | Eğitimleri TSK üstlendi |