www.soL.org.tr
Üzerine çarpı atılan Cumhuriyet
29 Ekim 2007, Pazartesi

Yaşanan son gelişmelerle iyice belirginlik kazanan bir tasfiye süreci işliyor. Sermaye çevreleri, devlet ve bürokrasi dillerinden düşürmedikleri “cumhuriyetin değerleri”ni çoktan çöpe atmış durumda. Emperyalizme bağımlı bir ülke yaratanlar, “ılımlı islam” modelini pazarlayanlar, halk düşmanlığını cumhuriyete sahip çıkmak zannedenler elele Türkiye Cumhuriyeti’nden vazgeçişlerini ilan ediyor.

soL Cumhuriyetin ilan edilişinin 84’üncü yıldönümü nedeniyle yine çeşitli kutlamalar düzenlenir, mesajlar yayımlanır, her tarafa bayraklar asılırken gelişmelerin tam tersi yönde olması ve cumhuriyetin tasfiyesinin bir ihtimal olmaktan çıkarak gerçeklik kazanmaya başlaması sergilenen ikiyüzlülüğü ortaya koyuyor.

Son yıllarda kamunun tasfiyesinden bütün toplumsal alanlara sinen gericiliğe, idari yapının değişmesinden emperyalizmin oyuncağı haline gelmeye kadar her alanda tam bir yıkım ve kişiliksizleşme kendini hissettiriyor. Bu sürecin karşısına ancak sosyalist bir cumhuriyetle dikilebilineceğiyse yaşanan olaylarla doğrulanıyor.

Teslim olmuşlar, işaret okuyorlar
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından ve emperyalizmin planlarında hiç yeri yokken kendini paylaşım alanlarının dışına çıkararak varlığını ilan eden Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun üzerinden geçen 84 yılın ardından bir kez daha emperyalizmle ilişkileri bağlamında derin bir buhran yaşıyor. Geçmişte de tanık olunan bu tip uyuşmazlıkların bu kez bir kriz niteliği kazanmasınaysa cumhuriyetin tasfiyesinin kendini somut olarak hissettirmesi neden oluyor.

Son günlerde yaşanan ölümler ve ardından estirilen linç havası ülkenin nasıl da ABD tarafından temelleri atılan bir bölünmeye doğru gittiğinin somut göstergesi oldu. Tamamen teslim olmuş bir şekilde ancak kendi varlıklarını korumayı düşünebilen burjuva siyasetçiler ve askerlerin ABD’den bir türlü net işaretler gelmemesinin sıkıntılarını yaşadıkları belli oluyor. Şimdi bütün beklentiler başbakanın ABD gezisinin biraz daha önlerini görmelerini sağlaması. Bu gezi öncesi genelkurmay başkanının hükümetle sergilediği uyum havası tarafların durumun ciddiyetini kavradıklarının işareti oldu.

Sosyalist cumhuriyet: Yakıcı bir ihtiyaç
80’li yıllara kadar dünyadaki güçler dengesinin de etkisiyle ülkede oluşabilen kamucu ve aydınlanmacı birikimin son yıllarda vahşice yağmalanması ve tasfiye edilmesiyle birlikte cumhuriyetin toptan tasfiyesinde önemli bir dönemeç alınmış oldu. Ekonominin tamamıyla dışa bağımlı hale gelmesi, vurgunculuğun sıradanlaşması, toplumcu düşüncenin bilinçlerden silinmesi bugün emperyalizmin Türkiye’yle oynayabilmesinde büyük olanaklar sunan liberal-gerici amalgamın iktidara kadar yükselebilmesini sağladı.

Tasfiye sürecinde tıkanıklıkların aşılmasında ya da sürecin hızlandırılmasında bombaların patlaması, suikastların yapılması, silahların konuşması artık kanıksanan bir durum haline geldi. Bu sürecin halklar arasında yarılmaya doğru gitmesiyse geri dönülemez noktaya yaklaşıldığını gösteriyor. Bu yarılma milliyetçi-faşist, şoven kesimlerin kolayca yönlendirilen tepkileriyle bölünmeye doğru giderken, saldırılara en çok maruz kalanların çareyi hükümet ve askerlerle aynı yerde aramaları bu yarılmayı kalıcı hale getirmekten başka işe yaramadı. Sürece karşı koyma adına en fazla dayanışmacılık gösterilebilmesi ve bunun da Avrupa Birliği gibi kuruluşları referans vererek yapılması güvensizliği derinleştirmekten öte gitmedi. Karşı karşıya olunan tasfiyenin temelinde Türkiye’nin bütün iplerinin emperyalizmin eline teslim edilmesi ve en hayati sorunların bile ABD, AB referansı olmadan tartışılamaz hale gelmesi yatarken, milliyetçiler kadar liberal ve sol-liberallerin de sürece aynı yönde katkı yapmaları göze çarptı.

Bu sürecin karşısına ancak bağımsızlıkçı, aydınlanmacı, kamucu bir sosyalist cumhuriyetle geçilebileceği düşüncesiyse henüz geniş kitleler tarafından benimsenme de ısrarlı bir biçimde canlı tutuluyor ve yaygınlaşıyor.

yazici   mail